(506 S. K. m. 24)
Dava: Davacılar, geçimlerinin ölen sigortalı tarafından temin edildiğinin tespiti ile 21.07.2003 tarihinden itibaren aylık bağlanmasına karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Özlem Hatiboğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahipleri olan davacı anne ve babasına 506 sayılı kanunun 4958 sayılı kanun ile değişik 24. maddesi uyarınca ölüm geliri bağlanması talebine ilişkin olup, mahkemece; ölen sigortalının kısa süre önce işe girmesi nedeniyle davacıların geçimini sağlamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacıların oğlu sigortalı bekar ve çocuksuz olarak 09.07.2003 tarihli iş kazasında vefat etmiş, iş bu dava ise 12.07.2004 tarihinde açılmıştır. Dava konusu uyuşmazlık, sigortalının iş kazası sonucunda ölüm tarihinin 09.07.2003 olması karşısında, görülmekte olan davada, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun ile değişik; 24. maddesi hükmünün uygulanmasına hukuken olanak bulunup, bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 24. maddesi, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının ana ve babasına gelir bağlanabilmesi için; ölüm tarihinde eş ve çocuklarına bağlanması gereken gelir toplamının, sigortalının saptanan gelirinin %70'inden aşağı bulunmasını temel koşul olarak öngörmekte, bunun yanında, anne ve babanın geçimlerinin sağlığında sigortalı tarafından sağlanmış olmasını ikinci koşul olarak aramakta iken; 6.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda, anılan ikinci koşul ( sigortalının sağlığında anne ve babasının geçimini sağlamış olması koşulu ) kaldırılmış ve onun yerine, anne ve babanın sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi şekilde çalışmıyor veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere, buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almıyor olmaları koşulu getirilmiştir.
Bu kapsamda uyuşmazlığın çözümü, hem sosyal güvenlik hukukunun niteliğinin irdelenmesini, hem de kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kuralların incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme yoktur. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.10.2004 gün ve 528/533 sayılı kararında da açıkça belirtildiği gibi, kural olarak; her kanun, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve bu tarihten sonra meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Ancak şu husus da belirtilmelidir ki; sosyal güvenlik hukukunun kamusal niteliği itibarıyla, devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni kanun veya düzenleyici kural "derhal yürürlüğe girme" niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumları yeni kanun veya düzenleyici kuralın etkilememesi ve onlar üzerinde hukuki sonuç doğurmaması ise kazanılmış hakları saklı tutma amacı gütmektedir.
Kanunların zaman yönünden uygulanmalarında temel kural bu olmakla birlikte; uyuşmazlığın dayanağını oluşturan inceleme konusu 4958 sayılı Kanunda yürürlüğe ilişkin özel bir düzenlemenin bulunmaması ve anılan Kanunun 53. maddesiyle 506 sayılı Kanuna eklenen Ek 46. maddenin bir yürürlük maddesi olmayıp, sadece bağlanan ölüm gelirinin kesilmesi yönünden bir düzenleme içermesi karşısında, sosyal güvenlik kurallarının tanımlanan niteliği nedeniyle sonuç olarak 24. maddeyle ilgili eldeki uyuşmazlıklarda her iki düzenlemeden ana ve baba yararına olan düzenlemenin uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda; davanın yapılan yargılaması sonunda, 24. maddenin 4958 sayılı Kanunla değiştirilmiş biçiminin, geçimi sigortalıca sağlandığı kanıtlanamayan davacılar yararına olduğu belirlendiğinden, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olarak çalışmadıkları, bu kuruluşlardan gelir veya aylık almadıkları tartışmasız olan davacılara ölüm geliri bağlanması gerekmekte ise de; ölüm geliri bağlanma hakkını doğuran olayın sözü edilen kanun değişikliği olduğu gözetilerek, değişikliği izleyen ay başı olan 01.09.2003 tarihi itibarıyla gelire hak kazanılabileceği olgusu dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy