(1086 S. K. m. 187) (506 S. K. m. 134) (Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Disiplin Yönetmeliği m. 28)
Dava: Davacı, davalıya ait işyerinde serbest muhasebecilik stajı olarak geçen fiili çalışmasının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Arınmış tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Her ne kadar davacı vekili, 29.12.2004 tarihli duruşmada; davasını davacının (01.06.1990-30.05.1992 tarihleri arasında) davalı işveren yanında çalıştığının tespiti istemine dönüştürüldüğüne dair ıslah beyanında bulunmuş ve 10.03.2005 tarihli dilekçe ile Sosyal Sigortalar Kurumunu davaya dahil etmiş ise de; dava hukuki nitelikçe, Kırıkkale Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Disiplin Kurulunun 09.01.2004 tarih ve 4 no'lu kararının iptaline gerekçe oluşturacak şekilde, belirtilen tarihler arasında davacının serbest muhasebecilik şeklinde fiilen çalıştığının tespiti istemi olup, mahkemece staj niteliğindeki çalışmaların sigortalı hizmet olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Husumet sorunu Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 187. maddesinde yer alan ilk itirazlardan olmadığı gibi, davanın her safhasında taraflarca itiraz konusu yapılabilir ve kamu düzeniyle ilgili olduğundan mahkemece de re'sen göz önünde tutulması gerekir. Davanın bu hali ile; davaya dahil edilen Sosyal Sigortalar Kurumuna husumetin yöneltilmesi mümkün bulunmadığından Kurum hakkındaki davanın reddi kararı bu gerekçeyle yerinde olup sonucu itibariyle doğru olan hükmün bu kısmına ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Görev konusu, kamu düzeni ile ilgili olup, taraflarca ileri sürülmese bile mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında ele alınması gereken bir husustur.
İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş olan istisnai nitelikte özel mahkemelerdir.
506 sayılı Kanunun 134. maddesi bu Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların iş mahkemesinde görüleceğini hükme bağlamıştır.
Uyuşmazlığın çözümünde 506 sayılı Kanunun uygulama yeri olmadığı gibi, uyuşmazlığın bu kanundan doğduğunu ortaya koyacak başkaca bir delil de mevcut değildir.
31 Ekim 2000 tarih ve 24216 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Disiplin Yönetmeliği 28 ve devamı maddelerinde belirtildiği üzere anılan nitelikteki davaların görüleceği merci idare mahkemesi olması nedeniyle, mahkemece yargı yeri yanlışlığı nedeni ile dava dilekçesinin reddi niteliğini taşıyan görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı Avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy