(1479 S. K. m. 45/d)
Davacı, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.173.26 YTL'nin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; eşinden ölüm aylığı alan davalıya oğlunun ölümü nedeniyle Bağ-Kur üyesi olan oğlundan da ölüm aylığı bağlanmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bağ-Kur Kanununun ana ve babaya tahsis yapılmasını içeren 45. maddesinin 4956 Sayılı Yasa ile değişikliğinden önceki (d) bendi, ... geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen ana ve babasına ... şeklinde olup, değişiklikten sonra ise, sigortalının bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan ana ve babasına aylık bağlanır şeklinde değiştirilmiştir.
Mahkemece yapılacak iş; davalının nüfus kayıt örneğinde belirtilen Emekli Sandığından aldığı aylığın niteliği ve miktarı araştırılmak suretiyle 1985 yılında vefat eden eşinden aldığı ölüm aylığının geçimine yetecek miktarda olup olmadığı araştırılarak, yetecek miktarda olduğu kanaatine varıldığı takdirde davacı kurumun, davalının oğlunun sigortasından dolayı 01.09.1990 tarihinden itibaren bağlanan ölüm aylığının, 4956 Sayılı Yasanın yürürlük tarihi olan 01.09.2003 tarihine kadar olan dönem için istirdada hakkı olduğu, 01.09.2003 tarihinden sonra ise, yapılan değişiklik uyarınca, istirdada hakkı bulunmayacağından, bu esaslar çerçevesinde inceleme yapılarak karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.03.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy