10. Hukuk Dairesi 2006/16556 E., 2007/4367 K.
"İçtihat Metni"
Davacı, 1.243.654.648 TL asıl alacağa ilişkin ödeme emirlerinin iptali ile bu alacak ve ferilerinden sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Yeşim Sayıldı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, davacının 07.01.1996 tarihi itibariyle hisselerinin tamamını devretmek suretiyle sermaye ortaklığını sona erdirdiği T.. Dağıtım Hizmetleri Tic. A.Ş.'nin 1995 ve 1996 yılındaki bir kısım aylara ilişkin olarak davacı kurum tarafından yapılan prim borcu ile idari para cezalarının tahsiline ilişkin icra takiplerine konu ödeme emrinin iptaline ilişkindir.
Mahkemece, davacının 1995-1996 yıllarında yönetim kurulu üyeliği ve yetkili yönetim kurulu üyesi olma durumunu gösteren bir belge olmadığından bahisle, açılan davanın kabulüne, davacının Bakırköy Sigorta Müdürlüğünün 1997/605, 1999/44, 1999/45, 2002/3202 esas sayılı takibe konu 1.243.654.648 TL. borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; bir A.Ş'nin kurucu ortak ve yetkilisi olmayıp sermaye ortağı olanların, tüzel kişiliğin prim borcundan sorumlu olup olmayacaklarına ve hakkında henüz ödeme emri düzenlenmeyen davacının ilgili A.Ş. aleyhine başlatılan icra takibine yönelik dava açıp açamayacağına ilişkindir.
Prim borçlusu şirketin Anonim Şirket olduğu gözetilirse davanın yasal dayanağı; 506 sayılı Yasanın 80. maddesi olup, bu madde hükmüne göre, tüzel kişiliği haiz bir Özel kuruluşta görev yapan bir kişinin primlerin ödenmesinden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olabilmesi için; primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili, üst düzey yöneticisi olması zorunlu olup, ayrıca "sigorta primlerinin haklı sebep olmaksızın süresinde ödenmemesi"ne bağlıdır. Söz konusu maddeye göre primlerin ödenmesinden sorumlu üst düzey yöneticiden sözedebilmek için, bu kimsenin şirket kurucu ortağı veya yönetim kurulunda başkan veya iş bölümüne göre primlerin ödenmesinden sorumlu üye olması veya şirketin yönetiminde parasal konularda yetkili genel müdür, finansman veya muhasebe müdürü gibi üst düzeyde sorumluluk taşıyan görevli olması gerekir. Bunun dışında kalan ve şirketin idare veya mali işlerinde doğrudan söz sahibi veya yetkili olmayan, karar organında yer almayan kişilerin işverenle müşterek sorumluluğu düşünülemez. Şirkette görevli bir kimsenin; belli konularda imza sahibi olması da, bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz. Dava konusu olayda, işverenin bir Anonim Şirket olduğu ve davacının da bu şirketin yetkili kişisi ve yönetim kurulu üyesi olmadığı, keza şirket hisselerini 07.01.1996 tarihinde tamamen devrettiği dosyada mevcut bilgi ve belgelerden anlaşılmakla, davacı hakkında ödeme emri düzenlendiği anlaşılan 1997/605 esas no.lu takip dosyasına ilişkin kurulan mahkeme hükmü yerinde ise de, dava konusu 1999/44, 45 ve 2002/3202 esas no.lu takip dosyalarına ilişkin kurulan hüküm doğru bulunmamıştır. Zira, hukuki nitelikçe ödeme emrinin iptali davası niteliğinde olan bahse konu bu takip dosyaları bakımından davacı hakkında düzenlenmiş ödeme emri ve tebliğ işlemi bulunmamaktadır.
6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi hükmüne göre; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kamu borçlusu tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde açacağı iptal davasında "böyle bir borcu olmadığı" nedenine dayanabilir. Kamu borçlusunun bu şekilde hukuken ve maddeten böyle bir borcu olmadığını kanıtlayarak ödeme emrini iptal ettirmesi mümkündür.
Ancak, bu tür davaların temelini icra takibinin oluşturduğu ve icra takibi ile ayrılmaz bir bütün teşkil ettiği nazara alınarak; bahse konu takip dosyalarında davacı adına icra takibi başlatılmadığı, ödeme emri gönderilmediği ve haciz işlemi de yapılmadığı anlaşıldığından takibin ve ödeme emirlerinin iptali talepleri hakkında yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.
Açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
S O N U Ç : Hüküm fıkrasının tamamen silinmesine yerine;
"Davanın kısmen kabulü ile, davacının Bakırköy Sigorta Müdürlüğünün 1997/605 esas sayılı takibe konu asıl alacak ve gecikme zammı toplamı olan 1.616.596.527 TL. borçlu olmadığının tespitine,
Davalı Bakırköy Sigorta Müdürlüğünün 1999/44, 1999/45 ve 2002/3202 sayılı takip dosyalarında, davacı adına icra takibi başlatılmadığı ve ödeme emri gönderilmediği anlaşıldığından takibin ve ödeme emirlerinin iptaline ilişkin talebin reddine,
Bakırköy Sigorta Müdürlüğü harçtan muaf olduğundan harç konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
11.200.000 Tl. maktu red harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir yazılmasına,
144.70 TL. yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak 75.56 TL.sinin davalıdan tahsiline, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
Kabul edilen miktar nazara alınarak, karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife uyarınca hesaplanan 400,00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı kuruma verilmesine, reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 400,00 TL. vekalet ücretinin de davacı kurumdan alınıp davalı kuruma verilmesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzünde yasa yolları açık olmak üzere açıkça okundu usulen anlatıldı" hükümlerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 22.03.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.