10. Hukuk Dairesi 2006/19394 E., 2007/9601 K.
ÖLÜM AYLIĞI
ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN SORUMLULUĞU
1479 S. ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANL... [ Madde 63 ]
"İçtihat Metni"
Davacı, ölen sigortalının haksahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalılardan Şerife ve Mehmet tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle; davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Kanunun 63 üncü maddesine 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 29 uncu maddesiyle eklenen üçüncü fıkrada, taksirli suç sayılır hareketi ile bu kanunda sayılan yardımların yapılmasına neden olan üçüncü kişinin sigortalının eşi, çocukları, ana ve babası olması halinde, anılan kişilere rücu edilmeyeceğinin belirtilmiş olması, inceleme konusu davada sigortalının, davalı konumundaki hak sahibi eşi tarafından kasten öldürüldüğünün kanıtlanması nedeniyle rücu yasağının söz konusu olamayacağının belirgin bulunmasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılardan Şerife ve Mehmet den alınmasına, Üye Ali Göcen'in muhalefetine karşı; Başkan Coşkun Erbaş, Üyeler Ö.Şansal Erkam, Süleyman Caner ve Coşkun Öztürk'ün oylarıyla ve oyçokluğuyla 07/06/2007 gününde karar verildi.
KARŞI OY
Davalıların 31.05.1997 tarihinde Bağ-Kur sigortalısı C.. A..'u öldürmesi nedeniyle haksahipleri Ş.. Artut ve B.. Artut'a Bağ-Kur tarafından ölüm aylığı bağlanmıştır.
Bağ-Kur, bağlanan ölüm aylığının ilk peşin sermaye miktarı için davalılara 1479 Sayılı Kanunun 63. maddesi uyarınca rücu davası açmıştır. Mahkemece, davalılar hakkında ceza mahkemesinin, "ağır tahrik altında suçun işlendiği kanaatına vardığından" rücu alacağından 2/3 indirim yaparak Kurumun rücu davasının kısmen kabulüne karar vermiş; Kararı, Dairemiz 07.06.2007 tarihinde onamıştır.
Onama kararına aşağıdaki nedenlerle kısmen iştirak edemiyoruz.
1-Dairemizin; davalılar Mehmet Çankaya, Mehmet Ali Tıkır hakkında mahkemenin verdiği kararı onaması, tarafımdan isabetli bulunmuştur.
2-Şerife hakkında verilen kararı Dairemizin onaması, yerinde değildir. Zira, ölen sigortalı ile davalı Şerife resmi nikâhlı karı-kocadır. Şerife, kocasını 31.05.1997 tarihinde ağır tahrik altında ve diğer davalıların yardımıyla öldürmüştür. 1479 Sayılı Kanunun 63. maddesinde 4956 Sayılı Kanunun 29. maddesiyle eklenen 3. fıkra hükmünün geçmişe dönük olarak 31.05.1997 tarihinde meydana gelen olaya uygulanması olanaklı değildir. Ayrıca, bu yeni kuralın yanlış şekilde uygulanması, Onama kararımızın "gerekçesiz" olduğu sonucunu yaratmıştır.
Olay anında 3165 Sayılı Yasanın onaltıncı maddesi ile değişik ve yürürlükte bulunan 63. maddenin 1. fıkrası, "üçüncü bir kimsenin suç sayılır hareketi ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğmasında, Kurum sigortalı veya hak sahiplerine gerekli bütün yardımları yapar" şeklinde; 2. fıkrası, "Ancak, kurum, yapılan bu yardımların ilk peşin değeri için üçüncü kişilere, istihdam edenlere, araç sahiplerine ve diğer sorumlulara rücu eder. Bu kimselerin hak sahiplerine yaptıkları ödemeler dolayısıyla Kurumun zarara uğraması halinde, hak sahiplerine rücu hakkı saklıdır." biçiminde düzenlenmiştir. Görüldüğü gibi bu maddenin 3. fıkrası bulunmamaktadır.
3-Davalı Şerife öldürülen sigortalının karısıdır. Bağ-Kur tarafından kendisine ölüm aylığı bağlanmıştır. Yani, 1479 Sayılı Yasaya göre haksahibi konumundadır. Bir başka deyişle, bağlanan ölüm aylığının alacaklısıdır. Öte yandan, bu rücu davasında, mahkemenin kabulüne göre kendisine bağlanan ölüm aylığının ilk peşin sermaye miktarı yönünden davacı Kuruma karşı borçlu kişi durumundadır. Öyleyse, Borçlar Kanunu'nun 116. maddesinin 1. fıkrasında yazılı "Alacaklılık ve borçluluk sıfatlarının bir şahısta içtimaiyle borç sâkıt olur." kuralı uyarınca, davalı Şerife'ye bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye miktarından davalı Şerife sorumlu tutulamaz. Dairemizin onama kararını bu nedenle isabetli görmüyoruz.
4-Dairemizin 06.06.2006 günlü, 2006/1448 E - 2006/8158 sayılı Kararında:"Davacının kocasını öldürmesi nedeniyle, Sosyal Sigortalar Kurumundan ölüm aylığı bağlanmasına ilişkin davayı, Ankara 11. İş Mahkemesinin kabulü üzerine; Dairemiz, benzer bir olay nedeniyle Hukuk Genel Kuruluna gelen bir dava dosyası hakkında, Hukuk Genel Kurulunun verdiği 15.06.2005 gün 2005/10-364 Esas; 2005/390 sayılı kararı örnek göstererek ve Türk Medeni Yasasının 578 ve 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanunun 77. maddesini gerekçe göstermek suretiyle davacıya ölüm aylığı bağlanamayacağı sonucuna varmıştır. Dairemizin iki içtihadı arasında açık çelişki bulunmaktadır.
Açıklamaya çalıştığım nedenlerle davalı Şerife hakkında kendisine bağlanan ilk peşin sermaye miktarı için Bağ-Kur'un rücu edemeyeceğini düşünmekteyim.
Mahkeme kararı bu yönüyle bozulması gerekir. Sayın çoğunluğun mahkeme kararını onayan görüşünü bu sebeple yasaya aykırı buluyorum.
Saygı ile bilgilerinize sunulur.
Ali GÖCEN
ÜYE
Full & Egal Universal Law Academy