(1479 S. K. Geç. m. 18)
Dava: Davacı, davalı Kurum işleminin iptali ile 01.01.1994-03.10.2000 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Demet T. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 01.01.1994 tarihinden itibaren vergi dairesinde; 05.12.1995 tarihinden, itibaren Sicil Memurluğunda kayıtlı olan, Kuruma tescil için başvurusu ve prim ödemesi bulunmayan davacı hakkında sigorta sicil numarası verilerek, 24.02.2005 tarihinde giriş bildirgesi düzenlendikten sonra, vergi kaydına dayalı olarak 04.10.2000 tarihi itibariyle tescilinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanaklarından olan ve 1479 sayılı Kanuna 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 47 nci maddesi ile eklenen geçici 18 nci maddenin ilk cümlesinde, bu Kanuna göre, sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı belirtilmiş, ikinci cümlesinde ise, ancak, bu kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıklarının, Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları, 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemeleri, belgelenen bu sürelere ilişkin olarak hesaplanacak prim borçlarını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde ödemeleri kaydıyla bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği açıklanmıştır. Buna göre, kanunda öngörülen başvurusu süresi 02.02.2004 günü mesai bitimi itibariyle sona ermiş olup, anılan tarihe kadar başvurusu bulunmayan ve prim ödemediği de belirgin olan davacının 04.10.2000 tarihi öncesine ilişkin isteminin reddi gerekirken, mahkemece, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.10.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy