(506 S. K. m. 92) (818 S. K. m. 63) (5510 S. K. m. 106)
Dava: Davacı, kusuru olmadığı gerekçesiyle davalı kuruma 19.493.40. TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde; kötü niyetli olduğu ispat edilemeyen davacının davasının kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davacının, 23.05.1960 tarihinden itibaren sürekli iş göremezlik geliri, 01.09.1991 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı aldığı; davalı kurumun, 506 Sayılı Yasanın, 17.04.2008 tarihli 5754 Sayılı Yasanın 64. maddesi ile değişikliğe uğrayan ve 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe giren 5510 Sayılı Yasanın 106/1. maddesiyle mülga 92/2. maddesine aykırı olarak her iki sigorta kolundan davacıya tam ödeme yapılması nedeniyle, 01.09.1991 - 24.11.2005 tarihleri arasında yapılan fuzuli ödemelerin yasal faizi ile birlikte ödenmesini davacıdan istediği anlaşılmaktadır.
506 Sayılı Yasanın gelir ve aylıkların birleşmesi başlıklı mülga 92/2. maddesinde; Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır... hükmü gereği ve imzasını taşıyan 08.08.1991 tarihli yaşlılık aylığı bağlama talep dilekçesinde, iş kazası-meslek hastalığı sigortasından geliri olduğunu beyan etmediğinin belirgin olduğu, bu durumda, iyi niyetli olduğu iddiasında bulunamayacağından olayda Borçlar Yasası'nın 63. maddesi koşullarının gerçekleştiğinin kabul edilmesinin mümkün olmadığı gözetilerek, davacının, zamanaşımı itirazı irdelendikten sonra varılacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.01.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy