(1479 S. K. Ek. m. 19)
Dava: Davacı, davalı Kurumca 13.03.2001 tarihinde resen tesis edilen 04.10.2000 tarihinden itibaren sigortalılık tescil işleminin iptali ile prim borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının ortağı olduğu Limited Şirkette sadece kurucu ortak olup, şirket ortağı olduğu Limited Şirkette hizmet akdine dayalı olarak çalışmasına yasal engel bulunmadığı, ayrıca, 1479 sayılı Kanunun Ek 19. maddesi uyarınca, 04.10.2000 tarihinden itibaren hiç prim ödenmemesi nedeniyle, 1479 sayılı Kanun kapsamında geçerli bir sigortalılıktan bahsedilemeyeceğinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalı Kurum Avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Demet Türkmenoğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Yapılan incelemede, davacının İzmir Özen Tavuk Ür. San. Ltd. Şti. ortaklığı nedeniyle 13.03.2001 tarihinde davalı Kurumca, 04.10.2000 itibariyle resen tescil edildiği, akabinde tescil tarihinin, ortaklık başlangıç tarihi olan, 06.01.1993 tarihine çekildiği; davacının aynı zamanda ortağı olduğu Limited Şirkette 01.04.1994 - 02.06.1997 ve 01.09.1997 - 30.04.2001 tarihleri arasında SSK'lı olarak çalışmasının bildirildiği görülmektedir.
Limited Şirketler az sayıda ortaktan oluşmakta olup, kendi işini kendisi yapan kimse konumunda olan ortakların; ortağı olduğu Limited Şirkette SSK'lı çalışmaları hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenle ortakların, ortağı olduğu Limited Şirketteki SSK'lı çalışmalarını geçerli saymak mümkün değildir. Yargıtay'ın ve Dairemizin oturmuş içtihatları da bu yöndedir. Hal böyle olunca, davacının Ltd. Şti. ortağı olduğu dönemde Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiği kuşkusuzdur.
1479 sayılı Kanunun Ek 19. maddesinin uygulanması sonucu, Bağ-Kur sigortalılığının durdurulması da SSK'lılığı geçerli kılmaz.
1479 sayılı Kanunun Ek 19. maddesinin uygulanıp Bağ-Kur sigortalılığının durdurulması halinde ise, daha sonra Bağ-Kur hizmet süresinin ihya yolu ile yeniden canlandırılabileceği ve 5510 sayılı Kanun uyarınca davalı Kurumların birleştiği hususu dikkate alınmak suretiyle, davalı Kuruma (devredilen SSK) ödenen primlerin diğer davalı Kuruma (devredilen Bağ-Kur) aktarılması sonucu primlerin değerlendirilebileceği unutulmamalıdır.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın mahkemece, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy