(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait apartman işyerinde, 15.11.1996 tarihinden itibaren kapıcılık yapmak suretiyle sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davacının davalı işyerinde 17.07.1999-18.06.2004 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı ile diğer davalı Çaba Apartmanı Yönetimi avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Yeşim Sayıldı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Yasanın 79/10. maddesidir. Anılan Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılmaz ve feragat edilemez olması, sosyal güvenliğin Anayasal haklardan bulunması itibariyle, bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle özel bir duyarlılıkla yürütülmesi ve kanıtların resen toplanması gereği vardır.
Davacının 15.11.1996 tarihi ve sonrasında, 01.01.1993 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alınmış olan 35 daireli apartman yönetimine ait işyerinin kapıcı dairesinde ikamet ettiği sabittir. Ancak, 15.11.1996 tarihli belge ile, davacının eşi olan Y. K.'ın davalı apartman yönetimine başvurduğu, bu belge içeriğinde; halen İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü bünyesinde sigortalı işçi olarak çalıştığını, apartmanın kapıcı dairesinde ücretsiz olarak oturmasına izin verildiği taktirde boş zamanlarında ve mesai dışında apartman merdivenleri ve dış çevresinin temizliği ile bahçe sulama işlerini yöneticinin belirleyeceği esaslara uygun olarak yapmak istediğini, bu işler karşılığında ise ücret talep etmediğini bildirdiği ve bu başvuruya istinaden davalı işyerinin kapıcı dairesinde oturmaya başladıkları anlaşılmaktadır. Davalı işveren apartman yönetimi ile davacı arasında yazılı bir hizmet sözleşmesi bulunmamaktadır. Davalı yönetimin karar defterinde de bu yönde alınmış bir karara rastlanmamıştır. Apartman yönetimi, davacının eşi Yücel'e hitaben noter aracılığıyla gönderdiği 09.06.2005 tarihli ihtarname ile, kapıcı dairesinin boşaltılmasını talep etmiş, bu ihtarname sonrasında iş bu dava açılmıştır.
Mahkemece toplanan deliller, davacının bu işyerinde kapıcı olarak çalıştığını ispata elverişli bulunmamıştır. Davalı apartman yönetimince davacının eşi Y. aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açıldığı anlaşılan tahliye ve işgal tazminatına ilişkin davanın görevsizlik kararıyla İş Mahkemesine gönderildiği, dava dosyasında iş bu davanın bekletici mesele yapıldığı görülmüş, gerek anılan dosyada gerekse bu dosyada tanık sıfatıyla dinlenen kat malikleri, davacının kapıcı olmadığını beyan etmiş, davacı tanığı olarak dinlenen kişiler de benzer beyanlarında; davacının eşini apartman bahçesini temizlerken ve sularken gördüklerini, ancak davacının devamlılık arzeden herhangi bir kapıcılık hizmeti yaptığını görmediklerini bildirmişlerdir. Davacı tanığı olarak dinlenen ve davacı lehine beyanda bulunan tanıklardan A. Ç., ise sonradan mahkemeye sunduğu dilekçesinde, davacının kapıcılık hizmeti yaptığını görmediğini, rica üzerine duruşmada davacı lehine beyanda bulunduğunu belirtmiştir.
Öte yandan, dosya kapsamından, davacının kapıcılık hizmetinde bulunduğunu iddia ettiği dönemde, 01.03.1999 - 16.07.1999 tarihleri arasında bir ecza deposunda zorunlu SSK sigortalısı olarak çalıştığı, 18.06.2004 - 25.06.2005 tarihleri arasında da bakkaliye işinden dolayı vergi mükellefi olduğu anlaşılmıştır.
Kapıcılık hizmetlerinin niteliği gereği gün boyu sürmediği, karı kocanın birbirine yardım mahiyetindeki bir takım işlerin yapılmasının taraflara fazladan bir hak bahşetmeyeceği, daha işin başında davacının eşinin başka bir yerdeki çalışmasını bildirerek mesai dışında ve boş zamanlarında kapıcı dairesinde oturmak koşuluyla apartmanın sadece bir kısım hizmetlerini yerine getirme taahhüdünde bulunduğu ve belirlenen hizmetlerin yapılmasına davacının mesai saatleri içinde başka bir yerde çalışmış olmasının engel olmayacağı nazara alındığında, davanın reddine karar vermek gerekmektedir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum avukatı ile diğer davalı Çaba Apartmanı Yönetimi avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan Çaba Apartmanı Yönetimi'ne iadesine, 12.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy