(506 S. K. m. 23)
Dava: Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, yaşamını yitiren sigortalının hak sahibi konumundaki eşine ölüm geliri bağlanmasına yönelik başvuruyu reddeden Kurum işleminin iptali ile gelir bağlanması gerektiğinin tespiti istemlerine ilişkindir. Pnömokonyoz adlı meslek hastalığına dayalı olarak 01.05.1989 tarihinden itibaren kendisine %49,1 oranındaki sürekli iş göremezlik durumu nedeniyle gelir bağlanan sigortalının 21.09.2000 günü yaşamını yitirmesi üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından ölümün meslek hastalığı sonucu meydana gelmediğine ilişkin 25.02.2003 tarihinde karar verildiği, Adli Tıp Kurumu (3) İhtisas Kurulunca yapılan değerlendirme sonunda düzenlenen 03.12.2003 günlü raporda; 1980 yılından sonraki dönemlerde sürekli kronik obstrüktif akciğer hastalığı, akciğer tüberkülozu, kolestatik sarılık nedeniyle yatarak tedavi ve 1999 yılında mide kanseri nedeniyle opere edilen sigortalının meslek hastalığının da ölüme katkısının bulunduğu yönünde görüş bildirildiği, 10.11.2005 tarihli Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu raporunda ise; mide kanseri tek başına ölüme neden olacak nitelikte olduğu gibi, hastalığın yokluğunda da, ağırlık durumuna göre pnömokonyozun ölüme yol açacak solunum yetmezliği sonucunu doğuracak nitelikte bulunduğu, gerçekleşen sigortalı ölümünde mide kanserinin etkileri yanında meslek hastalığının da hafif ölçüde ölüme katkısının bulunduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun Eş ve çocuklara gelir bağlanması başlığını taşıyan 23üncü maddesinin (I) numaralı bendinde meslek hastalığı sonucu ölümlerde ölen sigortalının eşine ölüm geliri bağlanacağı belirtildikten sonra (VIII) numaralı bendinde; iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün %50 veya daha fazlasını yitirerek sürekli iş göremezlik geliri almakta iken ölenlerin hak sahiplerine de, ölümün maluliyete esas olan iş kazası veya meslek hastalığına bağlı olup olmadığına bakılmaksızın gelir bağlanacağı açıklanmıştır. Madde düzenlemesinden anlaşılacağı gibi, sigortalının hak sahiplerine diğer yasal koşullar gerçekleştiği takdirde ölüm geliri bağlanabilmesi iki yönden olanaklıdır. Birinci duruma göre, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölüm meydana gelmesi gerek ve yeter koşuldur. Anılan olgunun söz konusu olmadığı, bir başka anlatımla ölümün iş kazası veya meslek hastalığı sonucu gerçekleşmediği durumlarda gelir bağlanabilmesi için ise sigortalının en az %50 oranında sürekli iş göremezlik durumu nedeniyle gelir almakta iken yaşamını yitirmesi zorunlu olup, kanun koyucu bu tür sigortalılar yönünden, ölüm ile iş kazası veya meslek hastalığı arasında herhangi bir nedensellik bağının varlığını öngörmemiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; tüm dosya içeriği ve söz konusu Adli Tıp Kurumu raporlarına göre, sürekli iş göremezlik derecesi %50nin altında olan miras bırakan sigortalının ölümü ile kendisinde var olan meslek hastalığı arasında uygun nedensellik bağının bulunduğu saptanmış olmakla davacının ölüm gelirine hak kazandığı belirgindir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, nedensellik bağının gerçekleşmediği gerekçesiyle istemin reddi yönünde hüküm kurulması, usul veya yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davacıya geri verilmesine, 01.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy