.....
Dava, davacının iş kazası sonucu vefat eden sigortalının haksahiplerine yapılan yardımlar nedeniyle uğranılan Kurum zararının davalılardan tazminini istemine ilişkindir.
Mahkemece, kararında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Yasanın 26. maddesi kusur sorumluluğu ilkesine dayanmakta olup, rücu alacağından davalılar kusurları oranında sorumludurlar.
Sigortalının haksahipleri tarafından davalılar aleyhine açılıp, ..... onanarak kesinleşen ....Mahkemesinin 2006/151E-2007/100K sayılı hak sahibi dosyasında, tarafların itiraz etmemeleri nedeniyle hükme dayanak yapılan iş müfettişi tarafından tanzim edilen kusur raporunda, zararlandırıcı sigorta olayında, davalılardan işveren....... %30, kazalı işçinin %70 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Eldeki davada, iş müfettişi tarafından tanzim edilen kusur raporu esas alınarak her iki davalının toplam %30 kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Ne var ki, hükme esas alınan iş müfettişi raporunda, ceza davasında 3/8 oranında kusurlu bulunarak hakkındaki mahkumiyet kararı kesinleşen davalı ...’in kusuru hakkında bir irdeleme bulunmaması nedeniyle, anılan rapor hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı gibi, haksahipleri tarafından açılan davada, işbu davanın davacısı Kurum taraf olmadığından, haksahibi dosyasındaki kusur raporunun davacı Kurum yönünden
./..
-2-
Bağlayıcılığından da söz edilemez. Hal böyle olunca, hak sahipleri dosyasında alınan kusur raporunun, anılan dosyada taraf olmayan davacı Kurum yönünden bağlayıcı olmadığı dikkate alınarak, her iki davalının kusuru yönünden yeniden kusur incelemesi yaptırılıp, irdelendikten sonra, varılacak sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.....
Full & Egal Universal Law Academy