(5510 S. K. Geç. m. 7) (2926 S. K. m. 6) (YHGK. 14.02.2007 T. 2007/21-73 E. 2007/71 K.) (YHGK. 28.05.2008 T. 2008/10-370 E. 2008/410 K.)
Dava: Davacı 01.09.1988 tarihinden itibaren 2926 sayılı Kanun kapsamında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile ölüm tarihini izleyen aybaşından itibaren ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren geçici 7. maddesi gereğince davanın yasal dayanağı 2926 sayılı kanun hükümleridir.
Anılan Kanunun 6. maddesinde tarım sigortalılığını sona erdiren nedenlere yer verilmiştir. Buna göre, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce sigortalılıkları sona erecektir. Sigortalılık niteliğini yitirenlerin tarım sigortalılığının yeniden başlaması için tescil veya tescil yerine geçen iradi prim ödemesi ya da prim tevkifini yapılması gerekmekte olup, belirtilen durumlar dışında, kendiliğinden Kanun kapsamına alınmayacakları, Tarım Bağ-Kur sigortalılığın -bir diğer sosyal güvenlik kuruluşu kapsamından çıkmaları ile- yeniden başlayıp devam etmeyeceği dikkate alınmalıdır. Ne var ki, Başka bir sosyal güvenlik kanunu kapsamında geçen ve tarım sigortalılık iradesini ortadan kaldırmayan makul bir süre çalışmanın Tarım Bağ-Kur sigortalılığını sona erdirmeyeceği, yeniden tescil koşulu aranmaksızın sigortalılığın devam edeceğinin kabulü sosyal güvenlik hukukunun amaçlarına uygun düşecektir (Hukuk Genel Kurulunun 14.02.2007 gün ve 2007/21-73-71 sayılı Kararı).
Davamızda somutlaşan olayda, davacı 01.09.1988 tarihinde Kurumca resen; Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescil edildiği, 15.12.1988-31.01.1989 tarihleri arasında 45 gün süren SSK sigortalılığının bulunduğu, ürün teslim nedeniyle 02.05.1994 tarihinde tevkifat yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacının süregelen sigortalılığının mevcut bulunması halinde çıkışan SSK sigortalılık süresi dışında kalan sürede Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak kabulü mümkün ise de; dava konusu dönemde davacının tarımsal faaliyetlerinin varlığı konusunda araştırma yapılmadan karar verilmiş olması isabetsizdir.
Mahkemece; davada uyuşmazlık konusu olan yıllarda davacının sahibi olduğu veya tarımsal amaçlı kullandığı taşınmazlar hakkındaki bilgi ve belgeler ilgili kurum ve kuruluşlardan getirtilmeli, tarımsal faaliyet yönünden yeterli miktarda taşınmazı kullanıp kullanmadığı, nerede oturduğu, faaliyetini kendi mülkünde mi, miras yolu ile elde ettiği mülkte mi, yoksa ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde mi sürdürdüğü, faaliyetine ara verip vermediği, traktörü ve hayvanı olup olmadığı, hangi tür ürünler ektiği, yılda ne kadar ürün elde ederek bunu nasıl değerlendirdiği, prim ödemesinin bulunup bulunmadığı, teslim ettiği ürün bedelinden tevkifat yapılıp yapılmadığı, özel şirketlere ürün teslim edip etmediği araştırılarak bunlara ilişkin belgeler celp edilmeli, ortalama yıllık gelir tutarı ve bunun geçimini sağlamaya yetip yetmeyeceği, özellikle Cumhuriyet Başsavcılığı araştırması yapılıp dava konusu dönemde, görev yapan muhtar ve azaların bilgi ve görgüsüne başvurularak belirlenmeli, Tarım Bağ-Kur sigortalılığına karine sayılan ve Yasanın 10. maddesinde Öngörülen kayıtlardan; ziraat odası kaydı, tarım kredi kooperatifi ile Ziraat Bankası kayıtları gibi kayıtların başlangıçları, bitmişse, bitiş tarihleri araştırılmalı, böylelikle, tarımsal faaliyetin kesintisiz sürdürülüp sürdürülmediği olgusu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptandıktan sonra sonucuna göre karar verilmelidir.
Yapılacak araştırma sonucunda davacının tarımsal faaliyetinin bulunmadığı sonucuna varılır ise tevkifat nedeniyle 01.06.1994-31.12.1994 tarihleri arasında zorunlu Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu kabul edilmeli, bu dönemin dışında, sigortalılık koşullarını taşımayan davacının, prim affı yasasından yararlanarak iptale konu devreye ilişkin primleri topluca ödemiş olması geçmişe yönelik Bağ-Kur sigortalılık hakkı sağlamayacağı gözetilerek ilk prim ödemesi olan 23.05.2006 tarihini takip eden aybaşı itibariyle de isteğe bağlı sigortalı sayılması gerekir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki esaslar gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde SSKlı süreler hariç olmak üzere 01.02.1989-16.04.2008 tarihleri arasındaki dönemin isteğe bağlı Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmesi;
Kabule göre de; HGKnun 28.05.2008 günlü 2008/10-370 Esas, 2008/410 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 417/1. maddesine göre yargılama giderlerinden davada haksız çıkan tarafın sorumlu olduğu gözetilmeksizin, davacı yararına masraf ve vekalet ücretine hükmedilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 02.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy