(5510 S. K. m. 28)
Dava: Dava, iptal edilen yaşlılık aylığının yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıkların yasal faizle tahsiliyle Kuruma borcu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde hüküm kurularak zamanaşımı ve aylık taleplerinin kabulüne, dava sırasında Kurum işlemi iptal edilmekle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar: Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacıya, Türkiye veHollanda da geçen hizmetlerden dolayı 01.10.1993 tarihinden itibaren aylık bağlandığı, aylığın 26.12.2006 tarihine kadar ödendiği ve daha sonra davacının yurt dışında çalışmasına devam ettiği tespit edilerek, aylıkları baştan itibaren iptal edilmiş ve ödenen aylıklar hakkında icra takibi başlatılmıştır.
Kurum, Hollanda Sigorta Kurumu SVB ile yaptığı yazışmalarda; davacının, işten ayrıldığını tespit ederek 26.12.2006 tarihinden itibaren aylıkların tekrar bağlanmasına, 26.12.2006 ile, 25.01.2008 tarihleri arasında ödenmeyen aylıkların ödenmesine ve davacı hakkındaki icra takibinin işlemden kaldırılmasına karar vermiştir.
Mahkemece, davacının, dava dilekçesinde dava konusu ettiği, zamanaşımı, aylıkların yeniden bağlanması istemi, geçmiş dönem aylıklarına faiz yürütülmesi istemleri hakkında ayrı ayrı belirleme yapılarak bunlar hakkında tespit hükmü oluşturulduğu anlamını içeren ifadeler kullanıldıktan sonra, Hukuki sebebi kalmadığından, bu taleplerle ilgili karar tesisine yer olmadığına denilmek suretiyle de anlam karışıklığına ve hükmün infazında belirsizliğe neden olacak şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur. Bu durumda, gerekçede yazılı ifadelerle hüküm fıkrası arasında çelişki oluşmaktadır. Kurumun hatalı işlemini iptal etmesi ve aylığın devamı konusunda işlem yapması karşısında infazda belirsizliğe yol açmayacak ve maddi olgulara uygun bir hüküm fıkrası oluşturulmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, temyiz eden davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy