(5510 S. K. m. 11) (506 S. K. m. 5, 8) (Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m. 27, 29)
Dava: Dava, davalı Kurum tarafından yapılan kanun kapsamına alınma işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. E. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 11. (mülga 506 Sayılı Kanunun 5 ve 8.) maddeleridir.
Davacı, İzmir-Kemer adresinde bulunan Saat ve Optik satış işyerinin Kuruma tescilli olduğunu, 03.12.2003 tarihide İzmir-Alsancak adresinde aynı iş ile ilgili olarak şube açtıklarını ve 09.03.2004 tarihine kadar sigortalı çalıştırmayıp şirket müdürü ve ortaklarının çalıştırdığını, 09.03.2004 tarihinden sonra çalışmaya başlayan K. A.'ın, merkez işyerinden bildirimlerinin yapıldığını, aynı ünite bölgesinde iş kodu, tehlike sınıf ve derecesi aynı olduğundan ayrı işyeri olarak tescil edilmesine gerek bulunmadığını ileri sürerek, aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, Alsancak-İzmir adresindeki bulunan şube işyerindeki çalışanın, merkez işyerinden bildiriminin yapıldığı ve bu nedenle de Kurumun prim kaybının bulunmadığı, MK. 2. maddesindeki objektif iyiniyet kuralları da dikkate alınarak, ayrı işyeri tescilinin uygun olmadığı gerekçesiyle, davayı kabul etmiştir.
Mülga 506 Sayılı Kanunun 5. maddesine ve 5510 sayılı Yasanın 11. maddesine göre bir yerde sigortalıların çalışmaya başlaması ile birlikte o yer işyeri niteliğini kazanır.
Maddelerin ikinci fıkrasına göre, işin niteliği ve yürütümü bakımından işyerine bağlı bulunan yerler işyerinden sayılır. Davacı işverenin, şube işyerinde gözlük ve saat satışı ve tamiri işi ile faaliyet gösterdiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığına göre, davada çözümlenmesi gereken husus, bu işyerinin merkez işyerinden ayrı ve bağımsız bir işyeri mi, yoksa merkez işyerine bağlı işyeri mi olduğunun tespitinde toplanmaktadır.
Maddenin açık ifadesine göre, davaya konu şubedeki işin, merkezdeki işyerine bağlı bir işyeri olabilmesi için, işin niteliği ve yürütümü bakımından ekonomik ve hukuki yönden bu işyerine bağlı bir işyeri olması gerekir. Ayrıca 26981 sayılı 08.08.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 29/2. maddesi ile bu tarihten önce yürürlükte bulunan aynı yönetmeliğin 5/b bendinde Aynı işverenin, birden fazla işyeri kurması veya devir alması yahut kendisine intikal etmesi halinde her işyeri için ayrı bildirge düzenlenir.; yeni düzenlenen yönetmeliğin 29/3., önceki yönetmeliğin 5/c maddesinde ise Aynı ünite bölgesinde bulunmak kaydı ile aynı veya farklı tehlike sınıfında olan aynı işverene ait devamlı nitelikteki birden çok işyerinin, yazılı olarak talep edilmesi halinde, farklı tehlike sınıfında bulunan işyerleri için belirlenmiş olan tehlike sınıflarının en yükseği kabul edilmek kaydı ile tek dosyada işlem görmesine Ünitece izin verilebilir. düzenlemesine yer vermiştir. 12.05.2010 tarih ve 27579 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 27. maddesinin 2. bendinde ise, aynı işverenin, birden fazla işyeri kurması veya devir alması yahut kendisine intikal etmesi halinde her işyeri için ayrı işyeri bildirgesi düzenleneceği belirtilmiştir.
Somut olay, anlatılan mevzuat hükümlerine göre irdelendiğinde; dava konusu işyerinin Kurum müfettişlerince tesciline karar verildiği tarih ve sonrasında faal olup olmadığı, mekan olarak satış ve ticari faaliyet olarak büyüklüğü, ekonomik ve hukuki bakımdan birbirinden ayrı, bağımsız bir işyeri olup olmadığı, işyerinin merkez işyerinden yürütülmesinin mümkün olup olmadığı, işyerinde perakende saat ve gözlük satışı yapıldığı ve her iki işin, ayrı ayrı özel tecrübe ve bilgiyi gerektirdiği de dikkate alınarak, davacının, yukarıdaki belirtilen yönetmelik hükümlerine göre, aynı ünite bölgesindeki dava konusu şube işyerinin tek dosyada işlem görmesi için yazılı talepte bulunmadığı da gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy