(1479 S. K. m. 28, 29)
Dava ve Karar: Davacı; davalı Kurumca oluşturulan murazanın men'ini, murisleri tarafından yapılan vergi borçlanmasının geçerliliğini, 16.06.2004 rapor tarihini takip eden aybaşı itibarıyla murislerinden dolayı maluliyet aylığı bağlanarak, ölüm tarihine kadar ödenmesi gereken aylıkların yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespitini, murisi A.'nin 08.11.2005 itibarıyla vefat etmesi nedeniyle 01.12.2005 tarihinden itibaren murislerinden dolayı ölüm aylığı bağlanarak, hak edilen ölüm aylıklarının yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespitini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalı Kurum Avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Şerafettin Özyürür tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Hukuki nitelikçe dava; Davacılar Murisi A. D. tarafından yapılan vergi borçlanmasının geçerliliği, 16.06.2004 tarihi itibarıyla malûl olduğu belirlenen murise, rapor tarihini takip eden aybaşı olan 01.07.2004 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlanarak, 08.11.2005 ölüm tarihine kadar ödenmesi gereken ve hakedilen maluliyet aylıklarının yasal faiziyle birlikte davacı mirasçılara ödenmesi gerektiğinin tespiti ve Muris A.'nin 08.11.2005 tarihindeki vefatı nedeniyle de, davacılara murisleri üzerinden 01.12.2005 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanarak, aynı tarihten itibaren hakedilen ölüm aylıklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacılar murisi A. D.'in 975 günlük vergi borçlanmasının geçerliliğine, prim borcu nedeniyle maluliyet aylığı talebinin reddine, ancak prim borcunun ödenmesi halinde takip eden aybaşında itibaren maluliyet aylığı bağlanmasına karar verilirken, sair talepler hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir.
İnceleme konusu somut olayda; 2003/6 ay içerisinde verilen giriş bildirgesiyle 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı, 1997 yılından gelen Anonim Şirket ortaklığı ve vergi kaydı gözetilerek 4.10.2000 tarihli tescille başlayan davacılar murisi A. D., süresinde yaptığı vergi borçlanma talebiyle 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki 39 aylık vergi mükellefiyet süresini borçlanmak istemiş, tarafına gönderilen borçlanma bedelini 26.05.2004 tarihinde 5.126,28 TL olarak süresinde ancak eksik ödemesi üzerine de, davalı Kurumca borçlanması tamamen geçersiz sayılmıştır. Davacı murisinin 26.05.2004 tarihindeki maluliyet aylığı talebi üzerine sevkedildiği sağlık kuruluşundan alınan 16.06.2004 tarihli sağlık kurulu raporu, kurumca incelenerek çalışma gücünün 2/3'nün kaybedildiğine karar verilmiş ve hatta 04.10.2000 tarihinden devam eden sigortalılık 16.06.2004 rapor tarihi itibariyla da sonlandırılmıştır. Sigortalı A. D. 08.11.2005 gününde vefat etmiştir. Öte yandan, dava dosyası içerisinde 26.05.2004 maluliyet aylığı talep tarihi itibarıyla, prim borç durumunu gösterir bir hesap ekstrası bulunmamakta ise de, 30.11.2004 tarihi itibarıyla borç durumunu gösterir hesap ekstresinde 04.10.2000-16.06.2004 tarihleri arasındaki 3 yıl 8 ay 12 gün sigortalılık süresine ilişkin 877 TL prim borcunun olduğu anlaşılmaktadır.
Hükme esas bilirkişi raporuyla, borçlanma bedeli olarak ödenen 5.126,50 TL'nin vergi süresine karşılık geldiği gün sayısı 975 gün (2 yıl 8 ay 15 gün) olarak belirlenmiştir.
Yukarıdaki bilgiler ışığı altında;
Mahkemenin, borçlanma bedeli olarak ödenen 5.126,28 TL'nin karşılık geldiği 975 gün (2 yıl 8 ay 15 gün) vergi suresinin geçerliliğine ilişkin kabulü yerindedir.
Ancak Muris A. D.'e maluliyet aylığı bağlanmasına yönelik istemin reddine ilişkin mahkeme hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu gibi, şarta bağlı hüküm kurulamayacağı yönündeki usul kuralına da aykırıdır.
Diğer taraftan, davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 Sayılı Yasanın 29. maddesi Malullük aylığından yararlanabilmek için;
I) Bu Kanunun 28 inci maddesine göre malul sayılmak,
II) En az beş tam yıl sigorta primi ödemiş olmak
III) Yazılı istekte bulunmak ve istek tarihi itibariyle prim ve her tüllü borçlarını ödemiş olmak, şarttır. hükmünü içermektedir.
Dava konusu olayda ise, 04.10.2000-16.06.2004 tarihleri arası 3 yıl 8 ay 15 gün, vergi borçlanması ile kazanılan 2 yıl 8 ay 15 gün olmak üzere toplam 6 yıl 4 ay 27 gün sigortalılık süresi bulunan davacılar murisinin, maluliyet aylığı talep tarihi itibarıyla uyuşmazlık konusu olmayan 3 yıl 8 ay 15 günlük sigortalılık süresine ilişkin olarak prim borç durumunu gösterir bir hesap ekstrası bulunmamakla birlikte, 24.11.2004 tarihi itibarıyla borç durumunu gösterir hesap ekstrasına göre, anılan sigortalılık süresine ilişkin olarak 877 TL'lik bir prim borcunun varlığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; 26.05.2004 günlü maluliyet aylığı talep tarihi itibariyle 5 tam yıldan fazla sigortalılık süresi (6 yıl 4 ay 27 gün) bulunan davacı murisinin, en az 5 tam yıl prim ödeme süresine ilişkin olarak prim borcunun olup olmadığı, diğer bir ifade ile yapılan prim ödemelerinin en az 5 tam yıl sigortalılık süresini karşılayıp karşılamadığı davalı Kurumdan sorulmak suretiyle araştırılmalıdır. Yapılacak araştırma neticesinde, yapılan prim ödemelerinin tahsis için gerekli olan 5 tam yıl sigortalılık süresini karşılaması halinde, davacı murisine rapor tarihini takip eden aybaşı olan 01.07.2004'den itibaren maluliyet aylığı bağlanması mümkün olabilecektir. Şayet, anılan 5 tam yıl sigortalılık süresine ilişkin olarak prim borcunun varlığı anlaşılır ise, ödeme için davacı tarafa süre verilmeli ve ödeme sonucuna göre karar verilmelidir. Zira unutulmamalıdır ki, 1479 sayılı Yasanın 29. maddesinin (c) bendinde öngörülen kuruma prim ve her türlü borcun ödenmiş olması koşulu aynı maddenin (b) bendinde yer alan en az 5 tam yıl sigorta priminin ödenmesi koşuluna ilişkin olarak ele alınması gereklidir.
c) Öte yandan, vergi borçlanması ve maluliyet aylığı bağlanmasına yönelik davacı istemleri hakkında hüküm kurulurken, yukarıda arzedilen sair davacı istemleri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi ayrıca isabetli görülmemiştir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 01.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy