(2829 S. K. m. 7)
Dava: Dava, 1479 Sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur Sigortalılığı ile 506 Sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacının 23.06.1983 intikalli bildirge ile vergi kaydına istinaden 01.01.1983 tarihinden itibaren 1479 Sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur tescilinin yapıldığı, 31.01.1995 tarihine kadar kurtarıcı araç işleticiliğinden vergi kaydı, 12.08.2005 tarihine kadar K. Esnaf Odası kaydı, 19.01.2007 tarihine kadar E. ve Sanatkarlar Sicil Memurluğu kaydı ve 04.10.1994 -01.06.2006 tarihleri arasında da H. Nakliyat Limited Şirketi ortaklığı bulunması nedeniyle tahsis talep tarihi olan 15.11.2006 tarihine kadar Bağ-Kur sigortalılığının devam ettirildiği anlaşılmaktadır. Bu arada davacının, 01.02.2003-13.11.2006 tarihleri arasındaki 506 Sayılı Kanun kapsamında sigortalı hizmetleri bulunduğundan, 15.11.2006 tarihinde SSKdan yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunmuş, bu kapsamda Bağ-Kur hizmetlerinin birleştirilmesini istemiştir. Ancak çakışan Bağ-Kur sigortalılığı ve mevcut prim borcu nedeniyle tahsis talebi reddedilmiştir.
Davacı, limited şirket hisselerini devrettiği gerekçesiyle 1479 Sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğu sürelerin ve 01.12.2006 tarihinden itibaren 506 Sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacının Bağ-Kur sigortalılığı SSK. lı çalışmalarının başladığı tarihler itibariyle sonlandırılmak ve buna göre süreler belirlenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık; doktrin ve uygulamada çakışan sigortalılık olarak tanımlanan ve aynı dönemde birden fazla sigorta kurumuna tabi sigortalı çalışmalardan hangisine üstünlük tanınması gerektiğine ilişkin olup, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili çalışmalardan hangisi kişinin hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliğini taşıyorsa, yani sigortalı emek ve mesaisini ağırlıklı olarak hangi sigortalı çalışmaya tahsis ediyor ve ekonomik yönden geçimin sağlıyorsa, o çalışmaya üstünlük tanınmalıdır.
Belirtilen nedenlerle, davacının şirket ortaklığı nedeniyle düzenlenen Bağ-Kur şahsi dosyası ve ortak olunan şirkete ilişkin vergi ve maliye kayıtları getirtilerek, uyuşmazlığa konu dönemde beyan edilen gelirler ve faaliyetler ile ticaret sicil memurluğundan sorularak davacının ortaklık payı miktarı saptanmalı, davalı Kuruma 506 Sayılı Kanun kapsamında bildirilen hizmetlerin eylemli olup olmadığı, bu çalışmanın şirket ortaklığı ve yöneticiliğine ilişkin yetkilerden mi, yoksa kişisel bilgi ve eğitime dayalı birikimden mi kaynaklandığı, sadece şirket ortaklığından elde edilen gelirin davacının geçimini sağlamaya yeterli olup olmadığı, yani davacının ekonomik yönden yaşamına etkin olan çalışmanın hangisi olduğu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Kabule göre; 2829 Sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri toplamına ... prim ödenmemiş süreler katılamaz düzenlemesi karşısında; davacının 506 Sayılı Kanun kapsamındaki çalışma başlangıcına göre belirlenen 01.01.1983-31.01.2003 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin prim borcu bulunup bulunmadığı da belirlenmelidir.
Açıklanan bu madde ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy