(506 S. K. m. 53, 54) (818 S. K. m. 61) (5510 S. K. m. 96)
Dava: Dava, yersiz aylıkların tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davalıya. 1.8.1952 - 6.5.1967 tarihleri arasında geçen 4854 gün 506 Sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı esas alınarak anılan Kanun'un 53 ve 54'üncü maddeleri uyarınca 16.5.1967 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlandığı, ancak davalının söz konusu sigortalı sürelerle çakışır şekilde 1.6.1953 - 14.9.1992 tarihleri arasında Emekli Sandığı'na tabi olarak çalışarak, 15.9.1992 tarihinden itibaren, bu defa 5434 Sayılı Kanun kapsamında emekli aylığı bağlandığı, davalının her iki aylığı da 16.6.2008 tarihine kadar aldığı, bu tarihte çakışan 506 Sayılı Kanun kapsamındaki sigortalı sürelerinin ve bağlı olarak maluliyet aylığının iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı Kurum, 1.3.1982 tarihi öncesi aylıklar 1 kuruşun altına kaldığından takip dışı bırakarak, 1.3.1982 - 16.6.2008 tarihleri arasındaki yersiz aylıkların ödeme tarihlerinden yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, BK.'nun 61 ve devamı maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşen davalının, iyiniyetli olduğu ve iade zamanı elinde kalan aylık ve semeresi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Davalının, kendisine ilk maluliyet aylığı bağlanması sırasında çakışan Emekli Sandığı çalışmalarını bildirmediği gibi, sigortalı olarak çalışmaya başlaması halinde keyfiyeti derhal davacı Kuruma bildireceğine dair 16.5.1967 tarihli beyanı ve davacı Kurum kayıtlarına 21.5.1971 tarihinde intikal eden ve davalının hem memurluk hem de gece vardiyasında kendini işçi gösterdiği ihbarına karşı verdiği 23.9.1971 tarihli cevap dilekçesinde Emekli Sandığı hizmetlerinin maluliyet aylığı bağlandıktan sonra başladığına dair beyanı karşısında; davalının iyiniyetinden bahsedilemez.
Ancak, 5510 Sayılı Kanunun 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 96'ncı maddesindeki. ... Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler:
a- Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden.
b- Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır... düzenlemesi üzerinde durulması gerekir.
5510 Sayılı Kanunun 96. maddesiyle 506 Sayılı Kanun da yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetle veya kötü niyetle gerçekleşmesine bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa, geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 Sayılı Kanunun geçici maddelerin de ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kuralda yer almamaktadır.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular ve 5510 Sayılı Kanunun anılan 96. madde hükmü çerçevesinde davacı Kurumca istirdadı mümkün ödeme miktarı belirlenerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 30.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy