Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, davalılardan işverene ait işyerinde geçen sigortalı çalışma sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davaların uzaması veya uzatılmasını engellemek amacıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 163. maddesiyle getirilen kesin mehil kuralı, Kanunun amacına uygun kullanılmalı, başka bir anlatımla davanın reddi için araç görülmemelidir. Kesin mehile ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlamayı önleyecek şekilde açık ve eksiksiz olmalı, yapılacak işlerin neler olduğu tek tek gösterilmeli, ara karar gereğinin yerine getirilmesi için davacı tarafından yatırılması gereken masraf tutarının ayrıntılı olarak saptanması ve paranın nereye yatırılacağı ile bunun için verilen sürenin kesin süre olduğunun özellikle yazılması gerekir. Mahkemenin, 02.10.2007 tarihli yazısı, posta masrafları ile tebliğ giderlerinin yazılmaması ve mehilin kesin olduğunun belirtilmemiş olması nedeniyle, kesin mehil ihtarı usulsüz olduğu gibi; asıl olarak, sosyal güvenlik hakkı, kaynağını Anayasanın 60. maddesinden alan temel nitelikte bir hak olup, bu sebeple sosyal güvenlik hukuku kamu hukuku disiplini içinde yer alan idare hukukunun bir dalıdır ve hakimin bakmakta olduğu davanın çözümü için gerekli bütün delillere kendiliğinden başvurması gerekir. Bu husus Türk yargı sisteminde, hukuk hakiminin davayı kendiliğinden inceleyerek çözüme kavuşturamayacağı ve delillerin taraflarca hazırlanması gerektiğine dair kuralın istisnasını teşkil eder. Açıklanan nedenlerle gerçeğe ulaşabilmek ve sosyal güvenlik hakkını gecikmeden sigortalı veya haksahibine teslim edebilmek için kamu düzenine dayanan resen araştırma ilkesinden hareketle, yargılamanın en az masrafla sonuçlandırılması gerektiği de gözetilerek, gerektiğinde HUMK 415 maddesi gereği ilerde aleyhine hüküm verilenden tahsil edilmek kaydıyla, mahkemece takdir edilen bilirkişi ücretinin Devlet hazinesinden ödenmesine karar verilebilecektir.
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 26.03.2000 – 11.03.2002 tarihleri arası dönemde kesintisiz çalıştığının tesbitini istemiştir. Davacı için, davalılardan işverene ait işyerinden, 01.06.2000 tarihli işe giriş bildirgesi ile, 01.06.2000 – 01.10.2000 tarihleri arası dönemde kesintisiz prim ödenmiş ise de; işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olmadığının bilirkişi raporu ile belirlenmiş olması, tanık beyanları ve yazılı deliller gözetildiğinde; davacının, uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalıştığı anlaşılmakta ise de; mahkemece, uyuşmazlığın, genel ve hukuki bilgi ile çözümlenememesi durumunda, usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek, sosyal güvenlik alanında uzman bilirkişiden rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; anılan ilkeyi ihlal eder şekilde, üç kişiden oluşan heyetten rapor alınması kararı verilip, kesin mehile ilişkin usul kuralı da ihlal edilerek, yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01/03/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy