(506 S. K. m. 9, 10, 26)
Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler nedeniyle oluşan sosyal sigorta yardımlarının rücuan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ile davalı Diyanet Vakfı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlatıldıktan ve Tetkik Hakimi Ş.Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra isin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
a) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum tüm, davalı işveren Vakfın aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
b) Dava, 07.06.1995 tarihli iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirlerin 506 sayılı Yasanın 9, 10 ve 26. maddelerine göre tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, 506 sayılı Yasanın 26. maddesi gereği davalılar toplam kusuru %80, 10. madde gereği davalı işveren Vakıf %90 kusurlu bulunarak, ilk peşin değerli gelirin %80 kusur karşılığından 26. madde gereği her iki davalı birlikte, 10. madde gereği oluşan farktan dolayı davalı işveren Vakıf tek başına sorumlu tutularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
İnceleme konusu olayda; davalı işverene ait bina inşaatı işyerinde 07.06.1995 tarihinde meydana gelen iş kazasında, sigortalı A.İ. 15.05.1995 tarihinde işe başlamış, aynı işe başlama tarihli işe giriş bildirgesi ise, bir aylık bildirim süresi içerisinde 08.06.1995 tarihinde kuruma verilmiştir.
Kaza tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasanın 9. maddesi İşveren, çalıştırdığı sigortalıları, örneği kurumca hazırlanacak bildirgelerle en geç bir ay içinde kuruma bildirmeye mecburdur. Hükmünü içermekte olup, anılan düzenlemeye göre anılan 10. maddenin uygulanabilmesi için, kuruma herhangi bir suretle işe giriş bildirgesi verilmese bile, her halükarda, iş kazasının sigortalının işe girişinden itibaren Yasada öngörülen bir aylık sürenin geçmesinden sonra meydana gelmiş olması halinde mümkündür. Dava konusu olayda ise; iş kazası, anılan maddede öngörülen bildirim süresi içerisinde meydana geldiği gibi, işe giriş bildirgesi de süresinde kuruma intikal etmiş olup 10. maddenin varlığından bahsedilemez.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Vakıf vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA; temyiz harcının istek halinde davalılardan Diyanet Vakfı Genel Müdürlüğüne iadesine, 30.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy