........
Dava, 01.04.1987-17.06.2006 döneminde yersiz olarak ödendiği iddia edilen 24.229,40 TL tutarındaki maluliyet aylıklarının yasal faiziyle tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı biçimde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosya içeriğinden; davalıya,....... uyarınca....... gün ve yurt dışındaki 870 gün çalışma dikkate alınarak toplam 3409 gün üzerinden 0,7448 oranında ve 01.04.1985 tarihinden itibaren kısmi maluliyet aylığı bağlanıp 17.06.2006 tarihine kadar ödemede bulunulduğu...........mercii tarafından, davalının, 01.08.1986-07.04.1989 arası dönemde çalıştığının bildirilmesi üzerine, aylığın 01.08.1986 tarihi itibariyle iptal edilip, 01.04.1987 yürürlük tarihli ek sözleşme uyarınca yapılan ödemeler başlangıç alınarak, davaya konu dönemde yapılan ödemelerin istirdadının talep edildiği, tahsise esas alınan yurt dışı çalışmalarının davalı tarafından 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanılmasının söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkeme, davalının, 07.04.1989 tarihi itibariyle yurt dışından kesin dönüş yaptığını, dolayısıyla 07.04.1989 tarihinden sonraki ödemelerin istenemeyeceğini, anılan tarih öncesi yapılan ödemelerin ise “zaman aşımı, mevzuat açısından değerlendirildiğinde; 506 sayılı Yasanın 80.maddesinde 3917 sayılı Yasayla yapılan değişiklik uyarınca süresi içerinde ödenmeyen prim ve diğer alacakların tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklik 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden kurumun alacak hakkı Borçlar Kanununun 125. maddesine göre 10 yıllık zaman aşımı süresine tabidir. Zaman aşımının başlangıç tarihi ise yine, Borçlar Kanununun 128.maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir. 3917 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihi ve bundan sonraya ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden ise 6183 sayılı Kanunun zamanaşımına ilişkin 102 ve ardından gelen maddeleri geçerlidir.102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı ise, alacağın vadesinin rastladığı takvim
........
yılını takip eden yıl başıdır. Dolayısı ile, alacağın muaccel olduğu 1989 tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan davacı Kurumun davasının zamanaşımına uğraması sebebi ile reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.” biçimindeki gerekçe ile davanın reddine hükmedilmiştir. Mahkemenin, zamanaşımına yönelik değerlendirmesi, gerek zamanaşımı definin ileri sürülüş biçimi gerekse, dayanılan kanun maddeleri bakımından yerinde görülmemiştir. Kaldı ki dava, haksız zenginleşmeye dayalı istirdat davası olup, Borçlar Kanunun 66.maddesine göre, zarar görenin, verdiğini geri isteme hakkının olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak 1 yıl ve herhalde bu hakkın doğduğu tarihten başlayarak 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Somut olayda Borçlar Kanunu 66’ya göre istidat’a konu bir kısım aylıklar yönünden zamanaşımı geçmemiş ise de, tahsise esas yurt dışı çalışmasının borçlanılmaması ve kurumun iş bu aylıkları istirdat’a yasal çerçevede hakkının bulunmaması karşısında, sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Kararın gerekçe kısmının ”dava, haksız zenginleşmeye dayalı istirdat davası olup, Borçlar Kanunun 66.maddesine göre zarar görenin, verdiğini geri isteme hakkının olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak 1 yıl ve herhalde bu hakkın doğduğu tarihten başlayarak 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Somut olayda, Borçlar Kanunu 66’ya göre istirdat’a konu bir kısım aylıklar yönünden zamanaşımı geçmemiş ise de tahsise esas yurt dışı çalışmasının borçlanılmaması ve Kurumun iş bu aylıkları istirdat’a yasal çerçevede hakkının bulunmaması nedeniyle davanın reddi gerekir” biçiminde düzeltilmesine, kararın bu biçimiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.......
Full & Egal Universal Law Academy