(5510 S. K. m. 96) (3201 S. K. m. 6)
Dava: Davacı, yersiz ödenen aylıkların ödeme tarihlerinden yasal faizleri ile tahsilini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Yıldız Angı Saraçoğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacının 3201 Sayılı Kanunun 6/a maddesi gereğince yurtdışından işsizlik yardımı aldığı ve yurda kesin dönüş şartı gerçekleşmediğinden 1.11.1994-19.12.2005 tarihleri arasında fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
Davaya konu somut olayda; Ankara 1. İş Mahkemesi'nin 2007/1063 Esas 2008/240 Karar sayılı ilamı ile davacının yurtdışında geçen hizmetlerinin bir bölümünün 162 ay 2147 Sayılı Yasaya, diğer kısmının (2239) gün 3201 Sayılı Yasaya göre borçlanıldığı ve talebi üzerine yaşlılık aylığı bağlanıldığı, daha sonra yurtdışında halen işsizlik yardımı alması sebebiyle 3201 Sayılı Kanun yönünden yaşlılık aylığının iptal edildiği, Kurum işleminin iptali ve davacının talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti dava edilmiş; mahkemece davacının 2147 Sayılı Kanun gereğince yurtdışında çalışma ve yurda kesin dönüş şartı aranmaksızın talep tarihini takip eden aybaşı 1.11.1994 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
Yerel mahkemece, davalının 1.11.1994 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına müstehak olduğu, böylece aylığa aynen karar verildiğinden fuzuli ödemeden bahsedilemeyeceğinden davanın reddine karar vermiştir.
Davaya konu edilen ve istirdadı istenilen yaşlılık aylıklarının, 3201 Sayılı Kanun kapsamında yaptığı borçlanma süresi de dikkate alınarak ödenip ödenmediği anlaşılamamaktadır. Bağlanan aylığın içerisinde 3201 Sayılı Kanun ile borçlanılan süreler var ise bu sürelere karşılık gelen yaşlılık aylığının istirdadı mümkündür. Bu husus, davacının şahsi dosyası ile yukarda sözü edilen dava dosyası getirtilerek incelenmelidir.
3201 Sayılı Yasaya dayalı borçlanması var ise borçlanmanın aylık hesabında gözetilmesine olanak bulunmayan dönemde, 3201 Sayılı Kanun kapsamında borçlanılan süre sebebiyle yersiz ödenen miktarın, istirdadı mümkün kısmının belirlenmesinde 5510 Sayılı Kanunun 96. maddesi gözetilmelidir.
5510 Sayılı Kanunun 96. maddesi: Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a- Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b- Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır... hükmünü içermektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma iye yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle bozulmasına, 11.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy