(6183 S. K. m. 69, 70, 71) (5510 S. K. m. 88, 93) (506 S. K. m. 80, 121)
Dava: Dava, davacının SSK'dan aldığı yaşlılık aylıklarına prim borcu nedeniyle konulan hacizlerin kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nesrin Şengün tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davalı Kurum tarafından davacıya gönderilen 1999/5. aydan, 2007 yılı 3. aya kadar olan muhtelif dönemlere ait prim borcu nedeniyle başlatılan dört ayrı icra takibinden dolayı, SSK'dan aldığı yaşlılık aylıklarına konulan haczin kaldırılması talep edilmiş; mahkemece, davacının 1999 yılında yapılan takipten dolayı yaşlılık aylığının haczinin mümkün olmadığı gibi vergi dairesine olan borcu nedeniyle de aylığına haciz konulmuştur. İkinci haciz sıraya girmeliydi, 2007 yılındaki mevzuata göre de haciz mümkün olmadığından, davacının da muvafakati bulunmadığından davanın kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu haciz bildirileri 17.01.2005 tarihinde 1999/1534 sayılı takip dosyası için, 19.01.2009 tarihli haciz bildirisi ise dava konusu 1999/1534-2007/466-12885-12887 sayılı takip dosyaları için gönderilmiş ve 506 sayılı Yasadan dolayı aldığı yaşlılık aylıkları üzerine dört dosyadaki borçlar için haciz konulmuştur.
Sosyal güvenlik, niteliği gereği kamu hukuku alanına girmekte olup, hayatın çeşitli sosyal riskleri karşısında topluma, insan onuruna yaraşır asgari yaşam düzeyi sağlamayı amaçladığından, ücretler ile, sigortalıların ve ölümleri durumunda hak sahiplerinin sosyal sigorta haklarının dokunulmaz olması sağlanarak, ücret ve sosyal sigorta yardımlarının olanaklı olduğu ölçüde, anılan kişilerin ellerine geçmesi ve kendileri ile geçimini sağlamak zorunda olduklarının gereksinimlerini sağlamaları için kanun koyucu tarafından bazı düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda; davanın yasal dayanağı olan, Sigorta yardımlarının haczedilemeyeceği, yanlış ve yersiz ödemelerin tahsili başlığını taşıyan, Bu kanun gereğince bağlanacak gelir veya aylıklar ve sağlanacak yardımlar, nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez. hükmünü içeren 506 sayılı Kanunun 121. maddesinin birinci fıkrası, 06.07.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanunun 17. maddesi ile değiştirilerek, anılan fıkraya nafaka borçları ibaresinden sonra gelmek üzere ve bu Kanunun 80. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar ibaresi eklenmiş, böylelikle, Kuruma, alacakların 80. maddeye göre takip ve tahsilinde aylıklar üzerinde haciz işlemi uygulayabilme olanak ve yetkisi verilmiştir. Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 01.10.2008 günü yürürlüğe giren Devir, temlik, haciz ve Kurum alacaklarında zamanaşımı başlıklı 93. maddesinde de, sigortalıların aylıklarının, 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemeyeceği hüküm altına alınarak kanun koyucu tarafından aynı yaklaşım sürdürülmüştür. Belirtilmelidir ki; Primlerin ödenmesi başlığını taşıyan 88. maddede, kısa ve uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası üzerinden ödenecek primler hakkındaki düzenlemeler yer almakta, bu kapsamda süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacakların Kurum tarafından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri gereğince tahsil edileceği belirtilmektedir.
Önemle vurgulanmalıdır ki, kanunların zaman bakımından yürürlüğü konusundaki temel kural, geleceğe etkililiktir. Başka bir anlatımla, her kanun, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve bu tarihten sonra meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır. Bu kuralın doğal sonucu, kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilememesi, eş deyişle geriye yürümemesidir. Kuralın istisnalarından birini, geçmişe etkililik konusunda ilgili kanunda açık hüküm bulunması oluşturduğu gibi, öğreti ve uygulamada, kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin kurallar ile yargılama hukukunu düzenleyen kanunların da geçmişe etkili olacakları, dolayısıyla, sözü edilen kuralın istisnaları arasında bulundukları kabul edilmekte olup, bir önceki paragrafta belirtilen yasal değişiklik, anılan istisnalardan herhangi birinin kapsamında bulunmamaktadır.
Şüphesiz, 6183 sayılı Yasada Amme idareleri arasında hacze iştirak başlığı ile düzenlenen 69. madde içeriğine göre de; Her amme idaresi, diğer bir amme idaresi tarafından yapılan hacizlere, amme alacağı bu haciz tarihinden önce tahakkuk etmiş olmak şartıyla, haczedilen mallardan herhangi biri paraya çevrilinceye kadar iştirak edebileceği gibi, hacze iştirak halinde, hacizli malın bedelinden ilk önce haczi yapan dairenin alacağı tahsil edilerek, artanı, hacze iştirak tarihi sırası ile, alacaklarına mahsup edilmek üzere, hacze iştirak eden dairelere ödenecektir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, haciz bildirisinin düzenlendiği 17.01.2005 ve 19.01.2009 günleri itibarıyla yürürlükte olan yasal düzenleme gereğince, sigorta prim alacaklarının tahsili amacıyla davalı Kurumca başlatılan takip/takipler yönünden yaşlılık aylıkları üzerinde haciz işleminin gerçekleştirilebileceği belirgin olup, davacının aylığına vergi borcu nedeniyle konan haczin, Kurumca yapılacak kesinti dönemine etkisi kapsamında 6183 sayılı Yasanın 69 ve 71. maddeleri de gözetilerek, ayrıca takip konusu 1999/1534 sayılı takip dosyasının 31.04.2009 tarihinde dava açılmadan önce tamamen tahsil edilmiş olduğu ve varsa diğer dosyalardaki ödemelerde araştırılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy