(506 S. K. m. 140) (5510 S. K. m. 102, 103) (4857 S. K. m. 98)
Dava: Dava, H... D
. isimli şahsın davacı şirketin taşeronu olmadığının tespiti ile, Kurumca resen yapılan taşeron kaydı tescili işleminin iptaline, ilişiksizlik belgesi almak için taşeron adına tahakkuk ettirilen prim ve idari para cezası borcunu ödemek zorunda kaldığından haksız olarak tahsil edilen 7.960,23 TL'nin yasal faiziyle birlikte tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar: Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. B. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
1) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Asıl işveren olan davacı şirketin, alt işverenin kanun ile belirlenen sorumluluklarını yerine getirmemesi sebebiyle prim borçlarının yanı sıra, Kurum tarafından uygulanan idari para cezasından sorumlu olup olmadığı hususunun irdelenmesi gerekmektedir.
Somut olayda, davacının, T.T.K.Genel Müdürlüğü ile yaptığı rödevans sözleşmesine göre Üzülmez mevkiinde bulunan 18 numaralı kömür sahasını işlettiği, H. D. isimli şahsın bu bölgede uzun süredir kaçak kömür çıkardığı, işyerinde çalışan M. D. isimli işçinin, iş kazasına uğraması nedeniyle, sigorta müfettişi tarafından H. D. isimli şahsın "taşeron" olarak tescilinin yapıldığı ve aleyhine prim ve idari para cezası tahakkuk ettirildiği, davacının ilişiksizlik belgesi almak için, H. D. adına tahakkuk ettirilen prim ve idari para cezasını ferileriyle birlikte ödediği anlaşılmaktadır.
Dosya içeriğinden, H. D.'nun yasal süresi içinde idari para cezasının iptali için Komisyona başvurduğu, reddi üzerine Sulh Ceza Mahkemesi'ne dava açtığı, Sulh Ceza Mahkemesi'nin idari para cezalarının iptalinde idari yargının görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verdiği, süresi içinde idari yargıya başvurulup vurulmadığı hususunda bir bilginin bulunmadığı, dolayısıyla idari para cezasının idari aşamada kesinleşip kesinleşmediği hususu belirli olmamakla birlikte davalı Kurumun idari para cezasının idari aşamada kesinleştiğini belirttiği anlaşılmaktadır.
Gerek Mülga 506 Sayılı Kanunun 140. maddesinde, gerekse 5510 Sayılı Kanunun 102 ve 103. maddelerinde işverenin kanunla düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde idari para cezası ile sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Şüphesiz alt işveren, işveren sıfatıyla sorumluluklarını yerine getirmemesi halinde idari para cezasından sorumlu olacaktır. Uyuşmazlık, anılan yükümlülüklerin ihlali halinde, asıl işverenin sorumluluğunun ne şekilde olacağı hususundadır.
İdari para cezası, neticede bir cezai yaptırım olup, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre alt işverenle birlikte, asıl işverenin sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu konuda İş Kanunu'nun 98. maddesinde düzenlendiği şekilde açık bir hüküm bulunmadıkça, aracı (taşeron) işverenin suç teşkil eden eylemi sonucu tayin edilen idari para cezasından, asıl işverenin sorumlu tutulması mümkün değildir. Gerek 506 Sayılı Yasada, gerekse 5510 Sayılı Yasada idari para cezasından asıl işverenin de sorumlu olacağı yönünde açıkça bir hüküm getirilmiş değildir. Bu durumda davacı asıl işverenin ilişiksizlik belgesi almak için manevi cebir altında, taşerona ait idari para cezasını ödemiş olması nedeniyle, istirdada hakkı bulunduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davacıya iadesine, 13.6.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy