(506 S. K. m. 39) (5510 S. K. m. 21) (2918 S. K. m. 98, 99, 108) (Karayolları Trafik Garanti Fonu Yönetmeliği m. 12, 13, 14)
Dava: Davacı, trafik kazasında yaralanan sigortalıya yapılan masrafların tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali takibin devamını istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesinde iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık bakımından işverenin ve üçüncü kişinin sorumluluğu konusunda yeni düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçeklesen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı kargısında, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 39. maddesidir.
Sigorta şirketleri, 2918 Sayılı Kanun kapsamında poliçeye dayalı akdi sorumluluğu nedeniyle sigortaladığı aracın sürücüsü ile şayet tespit edilmişse araç malikinin kusurlarıyla ve poliçe limitleriyle sınırlı biçimde zarardan sorumlu tutulabilirler. Sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç (Temerrüt) tarihi belirlenirken; ilgililerce gerekli belgeler de ibraz edilerek 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98, 99. ve 108. maddeleri ile 03.05.1997 gün ve 22978 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Trafik Garanti Fonu Yönetmeliğinin 12, 13 ve 14. maddelerinde yazılı şekilde sigorta şirketine başvurulduğu halde gerekli ödeme yapılmamışsa sekiz iş günlük sürenin sonunda sigorta şirketinin temerrüde düştüğü, gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş ya da hiç müracaat edilmemişe sigorta şirketinin temerrüdünden bahsedilmeyeceği, bu durumda faiz başlangıcının; sigorta şirketi aleyhine icra takibine girişmişse takip tarihi, dava açılmışsa dava tarihi olarak kabul ve tespiti gerekir.
Davada somutlaşan olayda, davalı sigorta şirketine 10.04.2006 tarihinde tebliğ edilen yazı müracaat edildiği, davalının Kurum zararının tamamını teşkil eden 5.489,44 TL'yi yazının tebliğ tarihinde ve icra takibi açılmadan önce 16.12.2005 tarihinde ödediğini savunup buna dair havale işlem bilgilerini sunmasına göre, mükerrer ödemeye meydan verilmemesi açısından, ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa tarih ve miktarı dayanağı belgeler de getirtilerek yöntemince araştırıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde sigorta şirketinin sorumluluğuna karar verilmesi.
2- Kabule göre de; davacı Kurumun icra takibinde sigorta şirketinin işlemiş faiz yönünden sorumluluğunun 123,48 TL olduğunu belirtmesi, talep edilen asıl alacak ve bu miktar faizin hüküm altına alınmış olmasına karşın, Mahkemece fazla istek yönünden davanın reddi şeklinde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 29.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy