(1479 S. K. Ek m. 9, Geç. m. 10) (YHGK 30.03.2005 T. 2005/10-138 E. 2005/221 K.)
Dava: Davacı, 01.05.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve birikmiş yaşlılık aylıklarının yasal faizle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamda belirtildiği şekilde; davacıya, 01.09.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve birikmiş yaşlılık aylıklarının bu tarihten itibaren işleyecek yasal faizle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M.A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddine;
1- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.03.2005 tarih ve 2005/10-138 esas, 2005/221 karar sayılı ilamında ayrıntıları açıklandığı üzere; Davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanuna 4447 sayılı Kanunla eklenen Geçici 10. maddede; Bağ-Kur sigortalılarının tam yaşlılık aylığı ve kısmı yaşlılık aylığına hak kazanmalarına ilişkin istisna ve geçiş dönemi koşulları düzenlenmiş olup, bu yönde; 4447 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlere göre, anılan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı (01.10.1999) itibariyle aylık bağlanmasına hak kazananlarla, aylık bağlanmasına hak kazanmalarına iki tam yıl veya daha az süre kalan sigortalıların önceki hükümlere göre, tam veya kısmi yaşlılık aylığı hakları saklı tutulmuştur. Yine, tam yaşlılık aylığına ilişkin geçiş dönemi özel koşulları 4447 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olup da 01.10.1999 tarihi itibariyle bayan sigortalı ise 20, erkek sigortalı ise 25 tam yıl prim ödeme süresinin dolmasına, 2 yıldan fazla kalanlar için, kalan sürenin fazlalığına bağlı olarak artan şekilde yaş koşulu da getirilmek suretiyle kademeli olarak düzenlenme yapılmıştır. Ne ki, tam yaşlılık aylığına ilişkin geçiş dönemi hükümlerinin Anayasa Mahkemesince iptal edilerek, bu iptal kararının 23.05.2002 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, yeni yasal düzenleme 01.06.2002 yürürlük tarihli 4759 sayılı Kanunla getirilmiştir.
Uyuşmazlık; yaşlılık aylığında kademeli geçişi öngören 4759 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra yapılan askerlik borçlanmasının, kademeli geçişte aranan sigortalılık süresinin hesabında dikkate alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Sigortalılara askerlikte er olarak geçen hizmet süreleri ve yedek subay okulunda geçen sürenin tamamını borçlanma olanağı veren 1479 sayılı Kanunun ek 9. maddesi uyarınca borçlanılan sürenin, sigortalılık süresi olarak değerlendirilebilmesi, başvuru ile Kanunda belirtilen süre içerisinde olmak üzere borçlanma primlerinin Kuruma ödenmiş olması koşuluna bağlı bulunmaktadır. Kanunda belirtilen borçlanma koşulları gerçekleşmeden, askerlikte geçen sürenin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesine kanuni olarak olanak bulunmamaktadır.
4759 sayılı Kanunun 7. maddesi ile 1479 sayılı Bağ-Kur Kanununa eklenen geçici 10. maddenin 2. fıkrasının yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı olan 01.06.2002 tarihi itibariyle davacı sigortalının toplam 18 yıl 5. ay sigortalılık süresi bulunmakta olup, bu tarih itibariyle 25 yıllık sigortalılık süresinin dolmasına 6 yıl 7 ay vardır. Askerlik borçlanma talebi ve borçlanma primlerinin ödenmesinin ise anılan maddenin yürürlüğünden sonraki tarihlerde yapıldığı belirgindir.
Anılan maddede öngörülen geçiş dönemi tam yaşlılık aylığı koşullarının belirlenmesinde sigortalının, 01.06.2002 tarihinde mevcut ve geçerli sigortalılık sürelerinin dikkate alınması kanun hükmü gereğidir. Anılan tarihten sonra askerlik borçlanması yoluyla elde edilen sigortalılık süresinin, geçiş dönemi koşullarının belirlenmesinde dikkate alınması mümkün değildir. Hal böyle olunca, 1479 sayılı Kanunun 10. maddesinin 2. fıkrasının e bendi ve 37. maddeleri gereğince, 15.04.1960 tarihinde doğan davacıya, 48 yasını ikmal ettiği 15.04.2008 tarihini takip eden aybaşı olan 01.05.2008 tarihinden itibaren yanlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Kabule göre, faize ilişkin talep olan davalarda faiz başlangıç tarihinin; yaşlılık aylığı tahsis talebinin 1479 sayılı Kanunun 65. maddesinde yazılı üç aylık sürenin sona ermesinden önce reddedilmesi halinde Kurumun ret tarihi, üç aylık sürenin sona ermesinden sonra reddedilmesi veya cevapsız bırakılması halinde üç aylık sürenin sona erdiği gün olarak ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 161. maddesi de dikkate alınarak belirlenmesi gereği gözetilmeksizin, faiz başlangıcının yaşlılık aylığı başlangıç tarihi olarak belirlenmiş olması isabetsizdir.
O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye A.G.'nin muhalefetine kargı; Başkan S.C., Üyeler; C.Ö., A.C. ve F.A.'ın oylarıyla ve oyçokluğuyla 12.10.2009 gününde karar verildi.
Karşı Oy Yazısı
Askerlik borçlanmasına ilişkin Ek 9. maddenin 3. fıkrası, borçlandırılan süre, sadece sigortalılık süresi olarak değerlendirilir... kuralının, 4759 sayılı Yasanın 7. maddesi ile değişik 1479 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. maddenin yürürlüğe girdiği 23.05.2002 tarihinden sonra (ki, davacının askerlik borçlanma talebi, 01.12.2006 tarihidir) yapılan askerlik borçlanmaları yönünden Dairemiz içtihatlarıyla getirilen ve yukarıda söylenen yasal kuralını sınırlandırıcı bozma kararına iştirak edemiyoruz.
Bu nedenle çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.
Örnek nitelikteki mahkeme kararının onanması görüşündeyim. Saygı ile sunarım (A.G. - Üye). (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy