Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, kesinleşen mahkeme kararıyla Kuruma bildirilmediği tespit edilen ve primleri ödenmemiş olan günler nedeniyle Kurumun çıkardığı prim borçlarından sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, hüküm gerekçesinde idari yargının görevli olduğu ve dava açılmasında hukuki yarar olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacının avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-)Davacının, kesinleşen hizmet tespiti davasında Kuruma bildirilmediği tespit edilen çalışmalarına ilişkin olarak 506 sayılı Kanun kapsamında davalı Kuruma prim borcu olmadığının tespiti kararı verilmesini istediği davada; aynı Kanunun, “uyuşmazlıkların çözüm yerini” düzenleyen 134. maddesindeki, “Bu kanunun uygulanmasından doğan uzlaşmazlıklar, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görülür.” hükmü gereğince, mahkemenin görevli olduğu gözetilmeksizin, hüküm gerekçesinde idari yargının görevli olduğu açıklamasına yer verilmiş olması;
2-)Kişilerin dava hakkı Anayasanın 36. maddesiyle teminat altına alınmış olup, "hukuki yarar" ile sınırlıdır. Dava açanın, her şeyden önce davada hukuki yararı "menfaati" bulunmalıdır. Hakkın ileri sürülmesi için kişinin hakkına tecavüz olunması veya bir uyuşmazlığın çıkması gerekir. Bunlar yok iken her hangi bir kimse aleyhine dava açılması mümkün değildir. Somut olayda, kesinleşen hizmet tespiti davasında Kuruma bildirilmediği tespit edilen çalışmalarına ilişkin olarak davacının, prim borcu çıkarmak suretiyle davalı Kurumun uyuşmazlık çıkardığını iddia etmesi nedeniyle eldeki davayı açmakta hukuki yararı olduğunun belirgin bulunduğu gözetilerek, yapılacak araştırma sonucu davalı kurumun eldeki davaya ilişkin olarak davacıya prim borcu çıkarıp çıkarmadığı tespit edilerek, davacıya prim borcu çıkarıldığının espit edilmesi halinde; 506 sayılı Kanunun 79. maddesindeki, “Yönetmelikte tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlamaları halinde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının Sosyal Sigortalar Kurumunca nazara alınır.” hükmüne göre, mahkeme kararıyla tespit edilen günlere ilişkin primleri ödeme yükümünün işverene, tahsil yükümünün ise davalı Kuruma ait olması ile, kesinleşmiş mahkeme kararında tespite konu hizmetlere ilişkin prim borcunun ödenip ödenmediğine bakılmaksızın, hizmet tespiti kararıyla kazanılan gün sayısının Kurum yönünden bağlayıcılık kazanması nedeniyle, davanın kabulüne; davacıya prim borcu çıkarılmadığının tespit edilmesi halinde ise, hukuki yarar olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenleridir.
O halde, davacının avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.