Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
506 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık süreleri gözetilerek 01.07.2002 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmış olan; 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılık için prim ödemediği anlaşılan davacının, uyuşmazlık konusu 01.11.1991 – 25.03.1998 ve 29.05.2002 – 01.07.2002 tarihleri arasında, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunduğu anlaşılmakta ise de; 1479 sayılı Yasanın 5754 sayılı Yasanın 81. maddesi ile değiştirilen ve yürürlükte bulunan Ek Geçici 6. maddesinde, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar .... Kurumu ve 506 sayılı Yasanın geçici 20 nci maddesinde belirtilen emekli sandıkları ile kanunla kurulu diğer emekli sandıklarınca kendilerine yaşlılık, malûllük veya ölüm aylığı bağlananların, 01/10/1972 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamı dışında sayılacağı; ancak, 1479 sayılı Yasaya tabi hizmet süreleri, diğer kurum ve sandıklara bildirilmiş ise bu hizmetlerin geçerli sayılacağı; Yine, 1479 sayılı......Yasasının 22.02.2006 gün ve 5458 sayılı Yasanın13. maddesi ile değişik Ek 19. maddesi ile 5510 sayılı Yasaya 5754 sayılı Yasa ile eklenen geçici 17. maddelerindeki, ......kayıt ve tescili yapıldığı halde 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin hiç prim ödemesi bulunmayan sigortalıların, bildirime karşın prim borcunu ödememeleri durumunda, tescil tarihi itibariyle sigortalılığının durdurulacağı, prim borcuna ait sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceği, bu sürelere ilişkin prim tutarlarına Kurum alacakları arasında yer verilmeyeceği yönündeki hüküm dikkate alınmalıdır.(YHGK 28.06.2006 Tarih ve 2006/21-485-483 sayılı kararı
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar çerçevesinde yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilme gereği gözetilmeksizin, yazılı biçimde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.