Dava, davalılardan işverene ait işyerinde geçen sigortalı çalışma sürelerinin tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, ...... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davacı ile davalılardan işveren arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesine dayalı olduğunun kabulü yerindedir. Ancak; dosya kapsamından, davacının, uyuşmazlık konusu dönemlerde 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılık kaydının da bulunduğu anlaşılmakta olup; Mahkemece, Türk sosyal güvenlik sisteminde çifte sigortalılığın mümkün bulunmadığı esas alınarak; 1479 sayılı .....Kanununun 22.2.2006 gün ve 5458 sayılı Kanunu 13. maddesi ile değişik Ek 19. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna 5754 sayılı Kanun ile eklenen geçici 17. maddelerindeki, Bağ-Kur’a kayıt ve tescili yapıldığı halde 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin hiç prim ödemesi bulunmayan sigortalıların, bildirime karşın prim borcunu ödememeleri durumunda, tescil tarihi itibariyle sigortalılığının durdurulacağı, prim borcuna ait sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceği, bu sürelere ilişkin prim tutarlarına Kurum alacakları arasında yer verilmeyeceği yönündeki hüküm dikkate alınarak, uyuşmazlık konusu döneme ilişkin 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığın durdurulup-durdurulmadığı araştırılmalı; uyuşmazlık konusu döneme ilişkin 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık sürelerinin durdurulmadığının anlaşılması durumunda ise; davacının geçiminin hangi sigorta kapsamındaki çalışmasına dayalı olduğu, baskın sigortalılığın hangisi olduğu araştırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yönde eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan .... iadesine, 19.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.