Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davalı işyerinde 12.10.1990-01.05.2006 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığı halde, bildirilmeyen 12.10.1990-14.04.2001 tarihleri arasında tüm, 14.04.2001 tarihleri sonrası eksik bildirilen günlerin tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, davalı işyerinde 12.10.1990 - 01.05.2006 tarihleri arasında hamal olarak çalıştığının tesbitine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda çalışmanın kesintili olduğu kanaatine varılarak işe giriş bildirgesinin verildiği 18.02.2000 tarihi öncesinin hak düşürücü süre nedeniyle, sonrasının ise çağrı usulü çalışılıp, kesintili çalıştığından ve sürekli çalışmayı ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın geçici 7/1. maddesi hükmünde “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” düzenlemesinin yer alması ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun, giderek 79. madde olduğu kabul edilmelidir.
Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır.
Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıkları çalışmalarının kesintisiz olduğunu, işyerinde iş olmasada beklediklerini, işverenin sadece iş olduğu zamanlara ilişkin ücret ödediğini, davalı tanıkları ise, işveren tarafından çağrıldığı zamanlarda çalıştıklarını, davalı şirketin kahvehane gibi deposunda hammaliye hizmeti verenlerin gelip oturdukları yerde gördüklerini, çağrı usulü gelenler olduğu gibi arkadaşlarından duyupta gelenlerinde olduğu yönündeki beyanlarından çalışmanın sürekli olup olmadığı açısından beyanlar arasında açık çelişki bulunduğundan, davacının iş olmadığı zamanlarda işyerinde bekleyip beklemediği hususları araştırılarak, başka
işyerlerinden bildirilen çalışmaların da bulunmadığı gözetilmek suretiyle çalışmaların sürekliliği, bu tür davaların niteliği de gözetilerek gerekirse re'sen araştırma yapılarak yöntemince araştırılmalı,
2-Davalı şirketin, 31.12.1991 tarihli şirket ana sözleşmesi ile kurulduğu ve 01.05.1992 tarihinde de yasa kapsamına alındığı, 1989 yılında ..... ismiyle faaliyette bulunan ayrı bir şirketin bulunduğu ve 1995 yılında da bu firmanın terk beyanı verdiği, her iki şirket arasında devir bulunmadığı, farklı iki işveren oldukları, bu nedenle, davacının talep ettiği 12.10.1990 tarihinden 01.05.1992 tarihine kadar çalışmanın tesbiti açısından davanın, ........ ayrı dava açmak suretilye husumet yöneltilerek, her iki dava birleştirilmeli, tarafların ibraz edecekleri deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmeli,
3- Kabule göre de; davacının çağrı usulü ile aynı işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve arada başka işyerinde çalışmayıp süreklilik arzeden çalışmaların varlığı nedeniyle hak düşürücü süreden sözedilemeyeceği halde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı Avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 01.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy