Mahkemesiİş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan......vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilin tüm, hükmü temyiz eden davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi uyarınca, anılan Kanunun yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre oluşturulan sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun'un 79. maddesi olduğu kabul edilmelidir.
Davacı 01.05.1996-01.07.2006 tarihleri arasında davalı işverenler yanında Kuruma bildirilen süreler dışında da sürekli olarak 506 sayılı Kanun kapsamında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, 15.06.1996-31.12.1996 tarihleri arasında 106 günlük, 01.01.1997-01.05.2001 tarihleri arasında 400 günlük çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
506 sayılı Yasanın 4. maddesi ile “işveren; ...sigortalıları çalıştıran ... kişiler...” olarak tanımlanmıştır. "Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet aktinin tarafı konumunda olan ve hizmet aktini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesine göre de bu tür tespit davalarının sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir. Dava dilekçesinde..... davalı olarak gösterilmiş olmasına rağmen, mahkemece kurulan hükümde davalılardan “.....”ne ait ilgili sicil numarasında kayıtlı işyerinde geçen hizmetlerin tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır. Yani davalı olarak gösterilen “......” işverenliği hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm oluşturulmamıştır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme, yanılgılı değerlenme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, hükmü temyiz eden davalılardan ..... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan....... iadesine, 09.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy