(2926 S. K. m. 3, 10) (Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu Kapsamında Tarımsal Faaliyette Bulunanların Tespit Tescil ve Takibi Hakkında Yönetmelik m. 5, 9)
Dava: Davacı, 31.12.1985 tarihinden beri zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ercan Özkan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dosya kapsamına göre, davacının 06.10.1985 tarihli giriş bildirgesine istinaden ilk defa 01.11.1985 tarihi itibariyle Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği anlaşılmakla, 506 sayılı Yasa kapsamında, 25.10.1985-31.12.1985 tarihleri arasında 33 gün zorunlu sigortalı olarak çalışması nedeniyle Bağ-Kur sigortalılığı ve SSK sigortalılığının iç içe girmemesi gerekçe gösterilerek, Bağ-Kur sigortalılığı başlangıç tarihi olan 01.11.1985 tarihi itibariyle iptal edilmiştir. Davacı vekili Tarım Bağ-Kur sigorta primlerinin tamamının ödendiğini, dava konusu dönemde tarımsal faaliyetin aralıksız sürdüğünü ve davacının geçiminin çiftçilikle sağlandığını gerekçe göstererek kurum işleminin iptalini ve anılan sürelerde davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Şu halde uyuşmazlık, davacının zorunlu Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalılığı dışında kalan dönemler yönünden tarım sigortalısı olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Kurum kayıtlarına göre davacının, 11.08.2008 tarihinde 15.290,00 YTL ve 13.08.2008 tarihinde 231,00 YTL prim ödemesi yaptığı görülmektedir. Dava konusu edilen dönem için başkaca prim ödemesi bulunmaktadır. Tescil kaydının yapılmasından yaklaşık 20 yıl sonra yapılan toplu prim ödemesi, dava konusu edilen dönemin tamamında sigortalılık hakkı kazanılması için yeterli kabul edilemez. Bu nedenle, dava konusu edilen dönem için Tarım Bağ-Kur sigortalık koşullarının araştırılması gerekir. Dosya içindeki belgelerden davacının, ziraat odası kaydının 12.09.2005 tarihinde başladığı, tarım kredi kooperatifinde kaydı olmadığı, tanık beyanlarının davacı iddiasını destekler nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, 2926 sayılı Yasanın 3 ve bu Yasanın uygulama usul ve esasları hakkındaki Yönetmeliğin 5. maddesine göre tarımsal faaliyet; gerek kendi mülkünde, gerek ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, gerekse kamuya ait yerlerde yapılabilir. Anılan Yasanın Tescilde esas alınacak belgeler başlığını taşıyan 10. maddesi ile Yönetmeliğin 9. maddesine göre ise; sigortalıları kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile ayrıca diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, yasayla kurulu meslek kuruluşlarının tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin, tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin, pancar ekicileri üretim Kooperatifleri ile Birliğin (Pankobirlik), Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'nin ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtları esas alınmaktadır.
Dava konusu olayla ilgili olarak davacının, uyuşmazlık konusu dönemde tarımsal faaliyette bulunup bulunmadığı yukarıda açıklanan hususlar gözönüne alınmak suretiyle; tarımsal faaliyette bulunduğu köyden zabıta marifetiyle araştırma yapılıp, tarımsal faaliyette bulunduğu arazinin miktarı, kendi mülkü olup olmadığı, edinme tarihi, hangi tür ürünler yetiştirerek nerelere sattığı, kooperatif kaydı olup olmadığı, tarımsal kredi kullanıp kullanmadığı, traktörü olup olmadığı, faaliyetine ara verip vermediği, kuraklık ve doğal afet gibi olaylara maruz kalıp kalmadığı yöntemince belirlenmeli, köy muhtarının ayrıntılı bilgi ve görgüsüne başvurulmalı, tarımsal faaliyetin kesintisiz sürdürülüp sürdürülmediği olgusu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptandıktan sonra sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı gerekçelerle karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.07.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy