....
Davacılar, 15.08.1991 tarihinde çocukları....ölümüne neden olan kazanın, iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme, yazılı biçimde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum ile, davalılardan ... mirasçıları; ....ve ...’in avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davaya konu kaza olayının, kömür ocağı işyerinde çalışan davacılar murisinin, ......yönetimindeki lastik tekerlekli yükleyiciye binerek yokuş aşağı seyrederken, iş makinesinin vitesten çıkıp hızlanması ve freninin de tutmaması üzerine araçtan atlaması ve bu nedenle de iç organlarının yırtılıp vefat etmesi biçiminde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasanın 2. maddesi; bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların bu kanuna göre sigortalı sayılacağını, 4. maddesi; bu kanunun uygulanmasında 2. maddede belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek veya tüzel kişilerin işveren olduğunu düzenlemiştir. Anılan Yasanın 11-A maddesinde ise, iş kazasının tanımına ve koşullarına yer verilerek “a)Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b)İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısiyle, c)Sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d)Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e)Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olayın iş kazası olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda, dava, işverenin ... olduğu gerekçesiyle onun mirasçılarına yöneltilmiştir. 30.04.2004 tarihli müfettiş kayıt tetkik tutanağında ise, işverenin ........ sicil numarasıyla İstanbul Sigorta İl Müdürlüğünde işlem gören
./..
-2-
.....” olduğu belirtilmiştir. Husumet ehliyeti dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gereken bir husustur.
Hukuk Genel Kurulu’nun 18.04.2007 gün ve....... sayılı Kararı’nda da belirtildiği üzere; mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemez; dava, sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Görüldüğü üzere, taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan, taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.
Mahkemece, açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde, öncelikle, işverenlik sıfatı yöntemince araştırılıp belirlendikten sonra, işin esasına girilip, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve araştırma ile yazılı biçimde tesis edilen hüküm, usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
O halde; davalı Kurum ile davalılardan ... mirasçıları;....... ve ... avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ...... ve ...'e iadesine, 14.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
....
Full & Egal Universal Law Academy