......
Dava, 506 sayılı Kanun hükümleri kapsamındaki zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı ile davalı ... avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan, özellikle, bu konuda yetkisi bulunmamasına karşın 15.05.2009 günü temyiz isteminden vazgeçen davalı Kurum vekilinin anılan yöndeki irade beyanına Kurumun yetkili organınca muvafakat verildiğine ilişkin herhangi bir belgenin sunulmadığı belirlendikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Davalı Kurum vekilinin temyiz istemi yönünden;
Mahkemece davanın reddi yönünde hüküm kurulmuş olup, avukatlık ücreti, yargılama gideri, karar ve ilam harcı konusunda davalı Kurum aleyhine herhangi bir hata da bulunmadığı belirgin olmakla, temyiz isteminin, temyiz yoluna başvurulmasında hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.
2-) Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Davalı işveren şirkete ait çanta üretimi yapılan işyerinde 2004/Ekim – 2005/Mayıs döneminde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespiti istemine ilişkin davanın mahkemece yapılan yargılamasında, hakkında herhangi bir yazılı belge bulunmayan davacının iddiasının dava konusu döneme ait aylık prim ve hizmet belgelerinde sigortalı olarak yer alan üç tanıktan birisi tarafından doğrulandığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79’ncu maddesinin onuncu fıkrası olup, anılan Kanunun 6’ncı maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi
./..
-2-
göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır. Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği dikkate alınmalıdır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; aylık prim ve hizmet belgeleriyle bildirimleri yapılan diğer sigortalıların bilgi ve görgüsüne başvurulmalı, tüm aramalara karşın söz konusu kişilere ulaşılamadığı takdirde aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ile çalıştırdıkları kişiler yöntemince belirlenerek tanık sıfatıyla dinlenilmeli, anlatımlar arasındaki çelişkiler giderilmeli ve kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu, tanık anlatımları arasındaki çelişki giderilmeden davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : 1-) Temyiz yoluna başvurmada hukuki yararı bulunmayan davalı Kurum vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,
2-) Davacı vekilince temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davacıya geri verilmesine, 16.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
......
Full & Egal Universal Law Academy