Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacının 3201 sayılı Kanun hükümlerine göre hizmet borçlanması yapma isteminin davalı Kurum tarafından kabul edilmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı .... Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava dilekçesinde, davacının .....’de 1968 ve 1969 yıllarında toplam 138 gün sigortalı olarak çalışması ve davalı Kuruma primlerin yatırılıp sigorta primleri bordrolarının sunulması karşısında, işe giriş bildirgesi olmaksızın borçlanma talebinin Kurumca kabul edilmemesinin yasaya aykırı olduğu belirtilerek yukarıda anılan istemin hüküm altına alınmasına yönelik işbu davanın açıldığı; dosya içerisine getirtilen ve Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı Sigorta İşleri Genel Müdürlüğü Ankara İhtiyarlık Sigorta Müdürlüğü tarafından, 30.05.2006 tarihli dilekçesi ilgi tutularak davacıya yazılan 21.03.2007 günlü yazıda, “İlgide kayıtlı dilekçenize istinaden işyerinize yazı yazılmış olup, ...... İl Özel İdaresinin 14.03.2007 tarihli yazılarında arşiv kayıtlarının tetkikinde şahıs dosyanıza, maaş bordrolarınıza ve işe girişinize rastlanılmadığı ve adınıza işe giriş bildirgesi düzenlenemediği belirtildiğinden dilekçenizde belirtmiş olduğunuz hizmetler tarafınıza mal edilememiştir.” açıklamasına yer verildiği, Kurum vekili tarafından, davacının Kuruma yöneltilmiş herhangi bir borçlanma başvurusunun bulunmadığını bildiren davaya cevap dilekçesinin ve Kurum yetkilisince de, davacının tescil kaydına rastlanılmadığını belirten cevap yazısının mahkemeye sunulduğu, mahkemece kurulan hükme karşı Kurum vekilince temyiz yoluna başvurulurken düzenlenen temyiz dilekçesinde davaya cevap dilekçesi içeriğinin yinelendiği anlaşılmakta olup, dosya içeriğine, anılan belge ve bilgilere göre taraflar arasındaki uyuşmazlık ve bunun nedeni hakkında belirsizliğin bulunduğu açıktır. Bu bakımdan; taraflar arasındaki çekişme ve bunun sebebi taraf vekillerinden sorulup kendilerinden dava ve cevap dilekçelerine açıklık getirmeleri istenilmeli, bu kapsamda varsa borçlanma dilekçesi ile birlikte gerekli diğer tüm belge ve kayıtların sunumu sağlanmalı, dava konusunun ve kanıtların neden ibaret bulunduğu, davacı iddiasının dayanağı olan ve dava sebebini oluşturan olayların (vakıaların) açık özeti, Kurumca davacının hangi başvurusunun niçin reddedildiği her türlü kuşkudan uzak biçimde ortaya konulmalı, sonrasında, böylelikle saptanacak olan uyuşmazlığın çözümü noktasında, bildirilen olaylara uygulanacak hukuk kuralı (normu), başka bir anlatımla olayların hukuki niteliği (sebebi) belirlenip toplanan kanıtlar irdelenip değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi,usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy