Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılan süre nazara alınarak yaşlılık aylığı tutarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
05.09.1989 - 30.11.1989 tarihleri arasında 70 gün, 01.06.1996 - 15.06.1996 tarihleri arasında 10 gün 506 sayılı Kanun kapsamında, 01.01.1996 - 30.05.1996 tarihleri arasında 75 gün, 01.07.1996 - 31.12.1996 tarihleri arasında 90 gün 2925 sayılı Kanun kapsamında, 01.09.2003 - 16.10.2008 tarihleri arasında 1845 gün 2926 sayılı Kanun kapsamında (5510 sayılı Kanunun 4/1-b) sigortalı çalışması bulunan ve 01.04.1969 - 01.04.1971 arasındaki 720 gün askerliğini 15.10.2008 de borçlanan davacının, 30.05.1975 - 31.12.1985 tarihleri arasındaki kesintili 2663 gün Bulgaristan çalışmasını 11.06.2008 tarihli talebine istinaden 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanarak, 15.10.2008 tarihinde ödediği, 16.10.2008 tarihli tahsis talebine istinaden kendisine 01.11.2008 tarihinden itibaren toplam 5473 gün üzerinden 5510 sayılı Kanunun 4/1-b maddesi kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Davacı, 3201 sayılı Kanun uyarınca borçlandığı sürelerin de basamak intibakında esas alınarak yaşlılık aylığının yeniden hesaplanmasına karar verilmesini istemiştir. Davacıya bağlanan aylığın 01.11.2008 tahsis talebi itibariyle 342,50 TL. olduğunun anlaşıldığı, bilirkişi tarafından bağlanması gereken aylık miktarının 343,19 TL. hesaplandığı, davacının aylığında hata hesaplanmasında eksik bulunmadığı gerekçesiyle Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki; dava tarihinden hemen önceki 25.11.2009 tarihli işlemle davacının aylığının yeniden hesaplanarak basamak hatası yapıldığından bahisle 225,76 TL. ye indirildiği anlaşılmaktadır. Üstelik hükme esas alınan bilirkişi raporu denetime elverişli olmayıp,
hesaplamada kullanılan verilerin nasıl elde edildiği açıklanmadığı gibi, bir kısım veri ve hesap hataları içermektedir.
5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte 4/1-b maddesi kapsamında sigortalılar için primlerin alınması ve aylık bağlanmasında esas olan basamak sistemi kaldırılmış, borçlanma bedellerinin prime esas kazanç sistemine göre belirleneceği düzenlenmiştir. Ayrıca, 5754 sayılı Kanunla değişik 5510 sayılı Kanunun geçici 7’nci maddesinin dördüncü fıkrası ile; aylıkların hesabında, 01.10.2008 tarihinden sonra yapılacak borçlanmalarda talep tarihinden önceki sürelere ait kazançların yürürlükten kaldırılan 1479 sayılı Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği, başka bir ifade ile 01.10.2008 tarihinden önce borçlanılan sürelerin basamak intibakında değerlendirilmesine devam edileceği öngörülmüştür.
3201 sayılı Kanun’un 11’inci maddesi, “1479 sayılı Kanuna tabi hizmeti bulunan ve bu Kanuna göre yurt dışında geçen çalışma sürelerini Bağ-Kur’a borçlananların borçlandıkları süreler, Bağ-Kur’dan ayrıldıkları son basamak üzerinden, talebe bakılmaksızın basamak intibakında değerlendirilir.
Ancak, 1479 sayılı Kanunun değişik 51’inci maddesinin dördüncü fıkrası ile 52’nci maddesinin ikinci fıkrası hükümleri uygulanmaz.” hükmünü getirmiş olup, maddenin düzenleniş şeklinden, öncelikle Kurum sigortalısı olarak tescil olunduktan sonra yurt dışına giden ve tekrar Türkiye’ye dönüşte Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil olunan ve 3201 sayılı Kanun borçlanmasında bulunanlar için intibak esaslarını belirlemiş olduğu anlaşılmaktadır.
Daha önce yurtdışında çalışıp, Türkiye’ye döndükten sonra Kurum sigortalısı olan sigortalılar için bir düzenleme bulunmadığı gibi, basamak intibakına engel herhangi bir hüküm bulunmadığından, basamak intibakının genel hükümlere göre yapılması gerekmektedir.
01.10.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun’un 31’inci maddesi ile değişik 1479 sayılı Kanun’un 50’nci maddesi hükmüne göre, sigortalıların ödeyecekleri primler ve bağlanacak aylıkların hesabında yirmi dört basamaklı gelir tablosu uygulanacağı, 51’inci maddesinde, sigortalının bu Kanuna göre sigortalılığın başladığı tarihte 50’nci maddede belirtilen aylık ve gelir basamaklarının ilk oniki basamağından dilediğini seçebileceği, üç ay içinde basamak seçilmemesi halinde birinci basamağın seçilmiş sayılacağı, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak intibak ettirileceği, basamağın yanlış seçilmesi, basamak seçiminin yazılı olarak bildirilmemiş olmasına karşın prim ve kesenek yatırılmış olması ve diğer hallerde hangi basamağın seçilmiş sayılacağı ve bu madde hükmü ile ilgili diğer işlemlerin bir yönetmelikle düzenleneceği, 52’nci maddesinde ise, sigortalının bu kanuna göre seçtiği, intibak ettirildiği veya yükseltildiği ilk oniki basamakta bekleme süresinin bir yıl, onüçüncü basamaktan itibaren her bir basamakta bekleme süresinin iki yıl olduğu, ilk onbir basamakta sıra itibariyle basamak yükseltilmesinin, prim ödemeye ve talebe bakılmaksızın Kurumca yapılacağı,
onikinci basamaktan itibaren basamak yükseltilmesi için sigortalının yazılı talepte bulunması ve talep tarihinden önceki ayın sonu itibariyle prim ve diğer borçlarını ödemiş olmasının şart olduğu, sigortalıların Kurumca yükseltildikleri tarihten veya yazılı talepte bulundukları tarihi takip eden aybaşından itibaren, basamak yükseltme farkı ile yükseltildikleri basamak üzerinden primlerini ödeyecekleri belirtilmiştir.
4447 sayılı Kanunun 39’uncu maddesi ile 1479 sayılı Kanuna eklenen geçici 11’inci maddesinde; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce bağlanan malullük, yaşlılık ve ölüm aylıkları, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ödenen son aylık tutarlar esas alınarak, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra 36’ncı maddenin son fıkrası hükmüne göre artırılarak ödenir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlara bağlanacak yaşlılık aylığı;
a) Sigortalının, aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınarak, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce bulunduğu gelir basamağının aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir tablosundaki değeri üzerinden, bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanan aylığının, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarı ile,
b) Sigortalının, bu Kanunun yürürlük tarihi ile aylık başlangıç tarihi arasında aylar itibariyle prim ödediği gelir basamaklarının bu basamaklardaki prim ödeme süreleri de dikkate alınarak, aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir basamakları üzerinden hesaplanacak ağırlıklı ortalamasının, aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınmak suretiyle bu Kanunun 36’ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre bulunacak aylık bağlama oranı üzerinden hesaplanan aylığın, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarı, toplamıdır. Bu şekilde hesaplanan aylık, bu Kanunun 36’ncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre artırılır.
İkinci fıkraya göre bağlanacak aylık, sigortalının aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınarak, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce bulunduğu gelir basamağı üzerinden bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanan aylığının, bu Kanunun yürürlük tarihi ile aylık başlangıç tarihi arasında geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranı kadar artırılmış tutarından az olamaz.
Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanlara bağlanacak malullük ve ölüm aylıkları, sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra sigortalılık süresinin bulunması halinde, bu süreler esas alınarak hesaplanır.” hükmü öngörülmüştür.
Öte yandan; 6111 sayılı Kanun’un 48’inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un geçici 7’nci maddesinin 4’üncü fıkrasına eklenen ek cümlesinde; “4 üncü Maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında değerlendirilen 01.10.2008 tarihinden önceki yurt dışı borçlanma sürelerine göre tespit edilen basamaklar, 2008 yılı Eylül ayında yürürlükte bulunan gelir tablosunda, 41’inci Maddenin beşinci fıkrası hükmüne göre belirlenen prime esas aylık kazanca yakın gelire karşılık gelen basamağı geçemez.” hükmü, maddenin atıfta bulunduğu anılan Kanunun 41/5’inci maddesinde ise; “Bu Kanunun yürürlük tarihinden sonraki sürelere ait borçlanmalarda; borçlanılan prime esas gün sayısı borçlanılan ilgili aylara mal edilir. Seçilen prime esas kazanç, borcun ödendiği tarihteki prime esas asgarî kazanca oranlanarak, söz konusu oran ilgili ayın prime esas asgarî kazancı ile çarpılır. Bulunan tutar, ilgili ayın prime esas kazancı kabul edilir. Ancak hesaplanan prime esas kazanç hiçbir suretle o ayın prime esas azamî kazancını geçemez.” hükmü öngörülmüştür.
Bütün bu açıklamalar ışığında, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinden önce yurtdışında geçen çalışmalarını 3201 sayılı Kanuna göre borçlandığı sürelerin 1479 sayılı Kanun’un (4956 sayılı Kanun ile değişik) 51’inci maddesinin ikinci fıkrasına göre, diğer sosyal güvenlik kuruluşlarında geçirdiği süre gibi dikkate alınarak, aynı Kanunun 52’nci maddesinde öngörülen basamak yükseltme esasları çerçevesinde 12’nci basamak dahil basamak intibakının gerçekleştirilmesi gerekmekte, 12’nci basamaktan sonraki intibakın ise, borçlanma bedelinin ödenmesi tarihindeki Merkez Bankası döviz alış fiyatı üzerinden dolar kurunun günlük borçlanma miktarının 30 gün ile çarpılması suretiyle (Ödeme tarihindeki Merkez Bankası döviz kuru X 3,50 ABD Doları X 30 gün) bulunan bir aylık prim karşılığı borçlanma tutarı, aynı tarihteki 1479 sayılı Kanunun 50’nci maddesine göre oluşturulmuş prim tablosundaki (bu Kanundan yararlanmak suretiyle tarafına aylık bağlanmış sigortalılara sağlık yardımı yapılmadığından sağlık sigortası primi hariç) en yakın tutarın karşılığı olan basamağı geçmeyecek şekilde, ayrıca 5510 sayılı Kanun’un geçici 7/4 ve 41/5’inci maddeleri hükümleri de nazara alınarak tespit edilip, daha sonra Türkiye’de 2926 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetleri ile 506 ve 2925 sayılı Kanun kapsamındaki süreleri bu şekilde belirlenen basamağa intibak ettirilerek, basamak farkından kaynaklanan prim ve gecikme zammı varsa borcunun belirlenip ödetilmesi gerekir.
Bu kapsamda; açıklanan ilkeler çerçevesinde davacının basamak intibakı yapıldıktan sonra, alanında uzman bilirkişiden aylık hesabı yönünden denetime elverişli rapor alınmalı, raporda gerek 01.01.2000 öncesi, gerek 01.01.2000 - 01.10.2008 tarihleri arasındaki ve gerekse 01.10.2008 tarihinden sonraki dönem yönünden kısmi aylık hesabına esas alınan tam aylıkların belirlenmesinde kullanılan aylık bağlama oranı, ağırlıklı ortalama, yıllık kazanç ve güncellenmiş kazanç gibi değerlerin hesaplanış biçimi gösterilmeli, aylıkların güncellenmesinde kullanılan
TÜFE ve sosyal destek ödemesinde ait oldukları yıllarda geçerli olan yönteme göre hesaplanan ve ait oldukları yılların akabinde Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan oranlar esas alınmalı ve raporda gösterilmeli, yapılacak irdelemelerden sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy