(5510 S. K. Geç. m. 7) (506 S. K. Geç. m. 20) (1479 S. K. m. 24, 25, 26) (2926 S. K. m. 2, 4, 6, 9, 10)
Dava ve Karar: Davacı, 15.06.1987-27.09.1991 tarihleri arasında tarım Bağ-kur sigortalısı olduğunun tespiti ile yersiz tahsil edilen primlerin ödeme tarihinden itibaren faizi ile tahsili ve yaşlılık aylığının 9889 gün primi ödenmiş sigortalılık süresi üzerinden hesaplanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesindeki; Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı , 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler. düzenlemesi ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereği 1479 sayılı Yasanın 24, 25. maddeleri ile 2926 sayılı Yasanın 2, 4, 6, 9 ve 10. maddeleridir.
Davaya konu somut olayda; davacı 08.10.1985 tarihli bildirge ile 01.11.1985 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı kabul edilmekte iken, 15.06.1987-30.08.1990 tarihleri arasındaki vergi kaydına dayanılarak 15.06.1987-27.09.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olarak Kurumca tescil edilmiş olup; bu sigortalılığına dayalı olarak da 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı 14.06.1987 tarihi itibariyle sonlandırılmıştır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25. maddelerinde ...kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek Kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler..., meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, kendi adına ve hesabına çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir.20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar kayıtlı oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadır.
22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte ise, bu kez, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.
02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemede de; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıt olanlar sigortalı sayılmışlardır.
Yukarıda açıklanan tüm bu Kanunlarla yapılan değişiklikler; önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan sigortalıların, sigortalılık niteliklerine son vermemekte, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Bağ-Kur sigortalılık niteliğini kazananlar yönünden yeni düzenlemeler içermektedir. Tersinin kabulü, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki, bu kabulüne durumun yasaca ve hukukça olanak olmadığı açıktır.
Davacının, 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kaydının yapıldığı tarihte yukarıda açıklanan 3165 sayılı Kanun ile getirilmiş şekli yürürlükte olup, sigortalılık niteliğinin varlığı sorunu da, anılan düzenleme doğrultusunda çözümlenmelidir. Belirtmek gerekirse anılan düzenlemenin açıkça değindiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun varlığı zorunlu ve asli unsur olup, vergi dairesine, meslek kuruluşuna ve Esnaf Sanatkar Sicil Memurluğuna kayıtlı olmak; anılan çalışmayı doğrulayan bir şekil şartından ibaret olduğu cihetle aksinin kanıtlanması olanaklıdır. Diğer bir anlatımla, bu gibilerin mesleki faaliyetlerine son verdiklerinin kanıtlanması halinde, artık somut bir çalışmaya dayanmayan, soyut ve sadece evrak üzerindeki oda/vergi/Esnaf Sicil Memurluğu kaydına itibar edilerek kişiyi sigortalı saymak, Kanunun amacına aykırı olacağı açıktır.
Hal böyle olunca, mahkemece, 2926 sayılı Yasanın Sigortalı sayılmayanlar başlığını taşıyan 4. maddenin Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşlarına prim veya emeklilik keseneği ödemekte olanlar,
sigortalı sayılmazlar. hükmü de gözetilerek, davacının dava konusu dönemde, vergi kaydı ile kendi nam ve hesabına çalıştığına ilişkin işyeri kayıtlan araştırılarak, oda ve sicil kayıtlarının varlığı saptandığı takdirde, işyerinin vergi muafiyeti kapsamında kalıp kalmadığı tespit edilerek, 1479 sayılı Kanunun 26. maddesinde düzenlenen, sosyal güvenliğin vazgeçilmez ve kaçınılamaz kamusal yapısı gereği yöntemince ve resen araştırma yapılarak, varılacak sonuç uyarınca, açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirme yapılıp, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gereken dönem, kuşku ve duraksamaya neden olmayacak şekilde belirlenmelidir. Dava konusu dönemde, davacının kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmasının ve bu bağlamda 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılık şartlarının olmadığı belirlenir ise; 2926 Sayılı Yasanın Tescilde esas alınacak belgeler başlığını taşıyan 10. maddesi ile yönetmeliğin 9. maddesi kapsamında, ilgili meslek kuruluşları, tarım satış kooperatifleri ve birlikleri, tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri, tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankalardan, davacıya yönelik kayıtlar getirtilip, davacının hangi ürünleri, ne zamandan beri, nerede ve ne kadar ürettiği, nerelerde sattığı davacıdan sorulup, bu satışlardan prim tevkifatının yapılıp yapılmadığı ilgili kuruluşlardan araştırılarak, var ise traktörüne yönelik trafik kayıtları getirtilerek tüm deliller toplandıktan sonra, davacının ihtilaf konusu dönemde, 01.11.1985 tarihinde başlayan tarım Bağ-Kur sigortalılık şartlarının devam edip etmediği belirlenerek sigortalılık süresi tespit edilmeli ve yaşlılık aylığında esas alınacak prim gün sayısı ile iadesi gereken prim tutarı bu çerçevede değerlendirilip irdelenerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy