(506 S. K. m. 79) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Davacı, davalılardan işveren yanında, 01.03.1993-01.01.2001 tarihleri arasında son aylığı net 175,00 TL ücretle hizmet akdine dayalı olarak, aralıksız çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, tarafların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Mahkemece, davacının, 01.03.1993-04.12.1995 tarihleri arasındaki talebinin hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, davacının, dava dışı işveren F. T. yanından Kurum kayıtlarına geçen 16.10.1989-30.11.1991 tarihleri arasındaki çalışmalarının varlığı, anılan işyerinin 25.07.1994 tarihinde davalı işverene devredildiğinin iddia edilmesi, anılan maddenin Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar hakkında 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulama yerinin bulunması, davacının, 29.11.1991 tarihi sonrası askerlik hizmeti döneminde hizmet akdinin askıda olduğunun da kabulünün gerektiği ve davacının sürekli çalıştığı iddiası gözetilerek, iş yeri devrinin ve kesintisiz çalışmanın varlığı halinde, 01.03.1993-04.12.1995 tarihleri arasındaki döneme yönelik talepler hakkında hak düşürücü sürenin gerçekleştiğinden bahsedilemez. Ayrıca, belirtilen süreler haricinde kalan talepler yönünden de, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Hal böyle olunca, öncelikle, davacı ile işveren arasındaki işçilik alacakları dosyası ilgili mahkemesinden celp edilmeli, bu dosyada verilen hükmün, davacı yönünden güçlü delil niteliğinde olduğu gözetilmeli, Kurum kayıtlarındaki çalışmaların geçtiği işyerlerine ait davalı Kurumdan işyeri sicil dosyaları celp edilerek, işverenler arasındaki hukuki ilişki irdelenmeli, davalı işverene işyerinin devredilip edilmediği, devredilmiş ise tarihi tereddütsüz belirlenmeli, devir tarihi öncesi talepler yönünden dava dışı işveren F. T.'ın usulünce davada taraf olması sağlanmalı, davaya konu çalışmalara ilişkin olarak -varsa- işveren (işverenler) nezdindeki belgeler ve Kurumda bulunan tüm belgeler getirtilmeli; işbu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın kendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan, yine sigortalıca hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksini eşdeğerde delillerle kanıtlaması için davacıya süre verilmeli; bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da, bildirim dışı kaldığı hususu gereğince ve yeterince araştırılmalı; davalı işyerinde tespiti istenen dönemde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa, belgeler getirtilmeli, vergi dairesinden davalıların muhtasar beyannameleri getirtilerek, beyannamede bildirilen sigortalı işçi sayısı belirlenmeli, yukarıda öngörülen nitelikte yazılı belge ibraz olunmayan çalışma süreleri yönünden ise, o dönemde sigortalı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; yargılama sürecinde dinlenen tanıkların sıfatlarına ilişkin belgeler celp edilmeli, dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, işyerinin kapsamı, kapasite ve niteliği nazara alınmalı, böylece dava konusu döneme ilişkin olarak yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak, işe giriş bildirgesinin verildiği 16.10.1989 tarihi sonrası kesintisiz çalışmanın varlığı irdelenerek, sonucuna göre hak düşürücü sürenin geçip geçmediği ve hak düşürücü süreye uğrayan dönemler belirlenmeli, uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
2- Kabule göre de; 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesinin ... istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. hükmüne aykırı olarak, davacının son aylığının net 175,00 TL ücret olduğunun tespitine yönelik talebi hakkında aleyhe veya lehe bir hüküm kurulmaması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, tarafların vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ve davalılardan H. T.'a iadesine, 30.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy