(506 S. K. m. 2, 6, 79) (818 S. K. m. 313, 355) (5846 S. K. m. 1)
Dava: Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Karar: Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar M. İ. Gazete Dergi Basım Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş. ile SGK Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, davalılara ait işyerinde, davacı E.'in eşi, diğer davacıların ise kardeşleri olan muris İ.'in, 1995 yılından vefat ettiği 10.09.2006 tarihine kadar geçen sürede Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece, muris İ.'in kardeşleri olan davacılar E. ve M. yönünden aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine, davacı Emel yönünden ise, murisin dahili davalı İ. Gazete ve Basın Sanayi ve Tic. A.Ş.'ye ait işyerinde 01.06.1995 - 30.11.2002 tarihleri arasında 2700 gün çalıştığının, 1582 günlük çalışmasının bildirildiğinin, 1118 günlük çalışmasının ise bildirilmediğinin, davalı M. İ. Gazete Dergi Basım Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş.'ye ait işyerinde, 01.12.2002 - 10.09.2006 tarihleri arasında 1360 gün çalıştığının, 610 günlük çalışmasının bildirildiğinin, 750 günlük çalışmasının ise bildirilmediğinin tespitine karar verilmiş ise de, mahkemenin hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Sonuç: Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Yasanın 79/10 maddesidir. 506 sayılı Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere sigortalı olmak, hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez, Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Davada somutlaşan olayda, murisin dahili davalı İ. Gazete ve Basın Sanayi ve Tic. A.Ş.'ye ait işyerinden verilme işe giriş bildirgesinin bulunmadığı, işyerinin 01.03.1979 tarihinde kanun kapsamına alındığı, hizmet cetvelinden işe giriş tarihinin 01.06.1995, çıkış tarihinin 22.10.1999 ve davalı Kuruma bildirilen hizmetlerinin 1582 gün olduğu; davalı M. İ. Gazete Dergi Basım Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş.'ye ait işyerinden verilme süresinde Kuruma intikal eden 01.01.2005 işe giriş tarihli bildirgesinin bulunduğu, işyerinin 01.12.2002 tarihinde kanun kapsamına alındığı, hizmet cetvelinden işe giriş tarihinin 01.01.2005, çıkış tarihinin 10.09.2006 ve davalı Kuruma bildirilen hizmetlerinin 610 gün olduğu, muris ile davalı M. İ. Gazete Dergi Basım Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş. arasında 01.12.2002 tarihli Eser Sahipliğinden Doğan Hakkın Devrine İlişkin Çerçeve Sözleşmenin akdedildiği, anılan sözleşmenin Tarafların Hak ve Yükümlülüklerini düzenleyen III. bölümünde, murisin 01.12.2002 tarihinden itibaren, işverenin emir ve talimatı olmaksızın, kendi belirlediği zamanlarda dilediği biçimde haber yapmayı, fotoğraf çekmeyi, röportaj veya yorumlu haber yapmayı taahhüt ettiğinin, işverenin de, murise yayınlanan her haber, fotoğraf, röportaj, araştırma veya yorumlu haber karşılığında, eser konusunun değerine göre belirlenecek telif ücretini ödemeyi kabul ettiğinin belirtildiği, yine muris ile davalı işyeri arasında 01.01.2005 tarihli 4857 sayılı Yasa Kapsamındaki Personel İçin İş Sözleşmesinin akdedildiği; murisin Bağ-Kur kaydının bulunmadığı, potansiyel vergi mükellefi olduğu; tanık beyanlarında murisin görevi olduğunda davalılara ait işyerlerine çağrıldığının, düzenli bir mesaisinin bulunmadığının, yazıları hazırlayıp, gazeteye bıraktığının, murise ait fotoğraf stüdyosunun bulunduğunun, murisin fotoğraf stüdyosunda da çalıştığının, stüdyosunun bulunması sebebiyle sigortalı olmak istemediğinin, ancak sağlık problemleri başlayınca 2005 yılında sigortasının yapıldığının belirtildiği ve İzmir 9. İş Mahkemesinde işçi alacaklarına ilişkin açılan davanın bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davaya konu uyuşmazlık, eser sözleşmesinin akdedildiği 01.12.2002 tarihinden, murisin davalı işyerinden sigorta girişinin yapıldığı 01.01.2005 tarihleri arasındaki dönemde geçen çalışmalarının hizmet akdine mi, yoksa eser sözleşmesine mi dayalı olduğu noktasında toplanmaktadır.
506 sayılı Kanunun 2. maddesinde, bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacağı belirtilmiştir. Anılan Kanun kapsamında sigortalı sayılmanın koşulları; hizmet akdine göre çalışma, sözleşmede öngörülen edimin (hizmetin) işverene ait iş yerinde veya iş yerinden sayılan yerlerde görülmesi, kanunda açıkça belirtilen sigortalı sayılmayacak kişilerden olunmamasıdır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8. maddesinde iş sözleşmesi tanımına yer verilmiş ise de, her iki kanunun amacı, ortaya koyduğu ilkeler ve dayandığı hukuksal normlar farklılık gösterdiğinden, bu tanımın 506 sayılı Kanun yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Pozitif hukukumuzda hizmet akdi Borçlar Kanununun 313. maddesinde tanımlanmış olup, her ne kadar tanımda ücret unsuruna yer verilmiş ise de, 506 sayılı Kanunun sistematiği ve takip eden diğer maddelerin düzenleniş şekli, anılan unsurun sigortalı niteliğini kazanabilmek için zorunlu olmadığını ortaya koymaktadır. Baskın olan bilimsel ve yargısal görüşlere göre, hizmet akdinin ayırıcı ve belirleyici özelliği, zaman ve bağımlılık unsurlarıdır. Zaman unsuru, çalışanın iş gücünü belirli veya belirsiz bir süre içinde işveren veya vekilinin buyruğunda bulundurmasını kapsamaktadır ve anılan sürede buyruk ve denetim altında (bağımlılık) edim yerine getirilmektedir. Bağımlılık ise, her an ve durumda çalışanı denetleme veya buyruğuna göre edimini yaptırma olanağını işverene tanıyan, çalışanın edimi ile ilgili buyruklar dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte bir bağımlılıktır.
Hizmet akdi, çoğu kez Borçlar Kanunu'nun 355. maddesinde tanımlanan istisna akdi (eser sözleşmesi) ile karıştırılabilmekte, ikisinin ayırt edilebilmesi bazı durumlarda güçleşmektedir. Çalışan, iş gücünü belirli veya belirsiz bir zaman için çalıştıranın buyruğunda bulundurmakla yükümlü olmayarak, işveren buyruğuna bağlı olmadan sözleşmedeki amaçları gerçekleştirecek biçimde edimini görüyorsa, sözleşmenin amacı bir eser meydana getirmekse, çalışma ilişkisi istisna akdine dayanıyor demektir. Hizmet akdinde ise çalışan, emeğini iş sahibinin emrine hazır bulundurmaktadır ve ücret, faaliyetin meydana gelmesinin sonucu için değil, bizzat yapılan faaliyetin karşılığı olarak ödenmektedir. Öte yandan; 313. madde hükmünün açıklığı gereği, çalışanın kendi aletleri ile çalışması veya götürü hizmet sözleşmelerinde ücretin, yapılacak işe göre toptan kararlaştırılması olanaklı bulunduğundan, tarafların belli bir fiyat üzerinden anlaşmaları istisna akdinin varlığını göstermediği gibi, götürü sözleşmelerde, bir süre için hizmet etme borcunun mu, yoksa önceden belirlenmiş bir sonucun meydana getirilmesi borcunun mu yüklenildiğinin şüpheli bulunduğu durumlarda, araştırma yapılarak tarafların amacı, durumu ve yaşam deneyimleri gözetilip hukuki ilişki saptanmalıdır.
Öte yandan; 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun l/B maddesinde, eserin tanımı yapılmış olup, eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini ifade eder. Kanunun yaptığı bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, bir fikir ve sanat ürününün eser sayılabilmesi için, bu ürünün, sahibinin özelliğini taşıması ve Kanunda belirtilen eser kategorilerden birine dahil olması gereklidir ki, 5846 sayılı Kanunun 2. maddesinde, herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserlerin, ilim ve edebiyat eseri kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. Kanunun 8. maddesinde ise, bir eserin sahibi onu meydana getirendir denilerek, eser sahibinin tanımı yapılmış, eser sahibinin haklarını düzenleyen 14. maddede, bir eserin umuma arzedilip edilmemesini, yayımlanma zamanını ve tarzını münhasıran eser sahibinin tayin edeceği, yine 18. maddede, mali hakları kullanma yetkisinin münhasıran eser sahibine ait olduğu açıkça belirtilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığı altında, inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; tanık beyanlarından murise ait fotoğraf stüdyosunun bulunduğunun, murisin bu stüdyoda da çalıştığının anlaşılması karşısında, mahkemece, murise ait olduğu belirtilen fotoğraf dükkanı yönünden kapsamlı bir araştırma yapılmalı (dükkanın kimin üzerine olduğu, dükkana ait vergi kaydının bulunup bulunmadığı... vs.); yine murisin davalı işyerleri dışında başka işyerlerine haber, fotoğraf, röportaj...vs. hazırlayıp hazırlamadığı araştırılmalı; davalı işyerlerine hazırladığı haberler karşılığında, muhasebe kayıtlarında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığı, fatura düzenlenip düzenlenmediği işyerlerinden sorulmalı; murisin hazırladığı haberlere ilişkin gazete nüshaları ve işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyası getirtilmeli; dinlenen tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde özellikle durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve davacıların murisiyle, işyerleriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde, yeniden isticvap olunmalı; işyerlerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, böylelikle, murisin 01.12.2002-01.01.2005 tarihleri arasında geçen çalışmalarının hizmet akdine mi, yoksa, eser sözleşmesine mi dayandığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenmeli, toplanan ve toplanacak delillerin sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar M. İ. Gazete Dergi Basım Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş. ile SGK Başkanlığı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy