(5510 S. K. Geç. m. 7) (1479 S. K. m. 24, 25) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Davacı, 1479 Sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespiti ile tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanarak faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-Davanın yasal dayanağı 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesinde yer alan düzenleme karşısında, 1479 Sayılı Kanunun 24. ve devamı maddeleridir.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 Sayılı Kanunun 24'üncü ve 25'inci maddelerinde kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler, meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren zorunlu sigortalı sayılmış, anılan maddelerde 2229 Sayılı Kanun ile yapılan ve 4.5.1979 günü yürürlüğe giren değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, kendi adına ve hesabına çalışma olgusu sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. Daha sonra, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 Sayılı Kanunla değişik 1479 Sayılı Kanunun 24'üncü maddesinin (1) numaralı bendinin (a) ve (h) fıkralarında, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların zorunlu sigortalı kabul edilebilmesi için, esnaf ve sanatkarlar gibi ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar yönünden vergi kaydı, gelir vergisinden bağışık olanlar yönünden kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı bulunma koşulu getirilmiş; anılan madde 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 Sayılı Kanunla bir kez daha değiştirilip kapsam genişletilerek, gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar (vergi kaydı bulunanlar) veya esnaf ve sanatkar siciline kayıtlı bulunanlar ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olanlar zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiş, anılan düzenleme 4956 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2.8.2003 tarihine kadar geçerliliğini korumuştur. 4956 Sayılı Kanunun 14'üncü maddesiyle değiştirilen hükümle zorunlu sigortalılık kapsamına yalnızca, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar alınmış, gelir vergisinden bağışık tutulanlar yönünden ise Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte aynı zamanda kanunla kurulu meslek kuruluşuna yöntemince kayıtlı bulunma koşulları getirilmiştir.
Dava konusu somut olayda; davacı, Kurum kayıtlarına 7.10.1997 tarihinde intikal eden giriş bildirgesi ile ilk kez tescil başvurusunda bulunmuş, giriş bildirgesinde meslek kuruluş kaydının 13.2.1980-devam şeklinde olduğu beyan edilmiş, 1479 Sayılı Kanunun 3165 Sayılı Kanunla değişik 24. maddesi hükmü uyarınca, 22.3.1985 tarihinden geçerli olmak üzere Bağ-Kur'a kayıt ve tescili yapılmıştır. Vergi kaydı 20.7.2006-devam şeklinde olup, esnaf ve sanatkarlar sicil kaydı bulunmayan davacının, tescile esas Acıgöl Esnaf ve Sanatkarlar Oda kaydı üzerinde 5.2.2010 tarihinde yapılan inceleme sonucunda; 27.2.1978 tarih ve 04304 yevmiye numarası ile noter tasdikli eski üye kayıt defterine göre; yönetim kurulu kararı olmadan 162 üye sicil numarası ile 13.2.1980 tarihinde üye kaydının yapıldığı, 6.5.1981 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile 26.2.1981 tarihi itibariyle üyeliğine son verildiği, defterin düşünceler hanesinde sanatını yapmadığından çıkarıldı şerhinin mevcut olduğu, 7.5.1997 tarih 500 yevmiye numarası ile noter tasdikli yeni üye kayıt defterine göre; 162 sicil numarası ile oda üyeliğinin 13.2.1980 tarihinde başladığı ve 30.9.1993 tarihine kadar devam ettiğinin anlaşılması üzerine; Kurumca davacının oda kaydının 13.2.1980-26.2.1981 olduğu, buna göre davacının oda kaydının bulunmaması (vergi ve sicil kaydının da olmaması) sebebiyle 22.3.1985-30.10.1993 dönemi sigortalı olarak sayılmamış, bu sebeple yaşlılık aylığı talebi reddedilmiştir.
Davacı; işbu dava ile, 22.3.1985-30.9.1993 tarihleri arasında 1479 Sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespiti ile 11.1.2010 tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanarak faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiş. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme hüküm kurmaya yeterli görülmemiştir.
Vergi kaydı, kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı, esnaf ve sanatkarlar sicil memurluğu kayıtları zorunlu sigortalılığın dayanak belgeleri niteliğinde olup, anılan kayıtlara sahip kişiler yönünden ancak, (diğer) sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalma ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma olgularının birlikte gerçekleşmesi durumunda zorunlu sigortalılık söz konusu olabilir. Dava konusu dönemde; davacının geçerli bir oda kaydının bulunup bulunmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli, bu yönde; 26.1.1981 tarihi itibariyle üyeliğe son verildiği tarihten sonra, tekrar üyeliğe girip girmediği, üyeliğe girmiş ise giriş tarihi, yeniden üyeliğe girmesi sırasında yönetim kurulu kararı bulunup bulunmadığı, yönetim kurulu kararı alınmamış ise bunun nedeni, bu döneme ilişkin üyelik aidatlarını ödeyip ödemediği, Haziran cetvellerinde adının bulunmadığı araştırılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Öte yandan; söz konusu kayıtların yokluğunda zorunlu sigortalılıktan söz edilemeyeceği gibi, anılan sigortalılık niteliğine sahip olunmadığı döneme ait prim borçlarının, daha sonraki tarihlerde Kurumca hatalı olarak geriye dönük tahsil edilmesi, ödemeler icra takibi sonucu gerçekleşmediği veya 6.3.1992 günü yürürlüğe giren 3780 Sayılı Kanun ile 16.5.1997 tarihinde yürürlüğe giren 4247 Sayılı Kanun hükümleri kapsamında primler yatırılmadığı sürece ilgili yararına usulü kazanılmış hak olgusunu da oluşturmayacağı yönü de gözetilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Davacının 22.3.1985-30.9.1993 tarihleri arasında 1479 Sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespitini talep ettiği gözetilmeksizin, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74. maddesindeki taleple bağlılık ilkesine aykırılık teşkil edecek şekilde 22.3.1981-30.9.1993 tarihleri arasındaki süre yönünden tespit kararı verilmiş olması, usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 22.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy