Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, eksik işçilik bildirimine dayalı prim ve gecikme zammı tahakkuku işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacıya ait fırın işyerinde yapılan müfettiş incelemesi sonucu, eksik işçilik bildirimine dayalı olarak tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammı borcunun iptali talep edilmiş olup, Mahkemece, ihale konusu ekmek üretiminin dört kişiyle yapılabileceği, işyerinde çalışanların bu sayının altına düşmediği, çalışanların Bağ-Kur sigortalısı olmasında hukuki bir engel bulunmadığı, ayrıca davacıya ait diğer işyerlerinde de çalışan sayısının dördün altına düşmediği gibi ihale konusu işin davacıya ait diğer işyerlerinde de yapılmasının mümkün bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
506 sayılı Kanunun konuya ilişkin 130. maddesinde yer alan, “İşverenin Kuruma, emsaline, yapılan işin nitelik, kapsam ve kapasitesine göre işin yürütülmesi için gerekli olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde bulunduğunun Kurumca saptanması halinde, işin yürütülmesi için gerekli olan asgari işçilik miktarı, yapılan işin niteliği, bünyesinde kullanılan teknoloji, iş yerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalıştırılan işçi sayısı, ilgili meslek veya kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurları dikkate alarak sigorta müfettişi tarafından tespit edilir.” Düzenlemesi; kayıt dışı çalışmadan kaynaklanan prim kaybının önüne geçilebilmesi yönünden, 506 sayılı Yasanın 79. maddesindeki yöntem ve asgari işçilik oranlarıyla bağlı kalınmaksızın, eksik işçilik bildiriminde bulunulup bulunulmadığının tespitine olanak vermektedir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 85. maddesinin ilk fıkrası da anılan maddeye paralel düzenleme içermektedir.
506 sayılı Kanunun 3. maddesinin (F) bendi hükmü uyarınca; Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanlar 506 sayılı Kanununun uygulanmasında sigortalı sayılmazlar. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.”
Mahkemenin kabulünde olduğu üzere; ihale konusu işin, hizmet akdi ile kimse çalıştırılmaksızın, işyeri ortakları ile yapılmasında yasal bir engel bulunmamaktadır.
Ne var ki; sosyal güvenliğin anayasal haklar arasında yer aldığı dikkate alındığında; bu düşüncenin, sosyal sigorta yükümlülüklerinin aşılabilmesinin bir aracı olmadığının dosyadaki bilgi ve belgelerle kuşkuya yer bırakmayacak şekilde anlaşılması gerekir.
Davaya konu somut uyuşmazlıkta; fırın işyerinde dört sigortalının çalışması gereği bilirkişi raporu ile belirtilmektedir. İhale konusu işin üçü davacının akrabaları olduğu anlaşılan dört .....sigortalısı ile yapıldığı iddia edilmektedir. Bu kişilerin kendi ad ve hesaplarına bağımsız çalışmaları nedeniyle 1479 sayılı Kanun kapsamında......sigortalısı olmaları karşısında, sürekli ve düzenli çalışma gerektiren ekmek üretimi işini gerçekleştirmeleri hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenle; bu dört kişinin....dosyaları celp olunarak sigortalılık faaliyet alanları belirlenmeli, fırın işyerinde geçtiği iddia olunan çalışmanın gerçek olup olmadığı yönü şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edildikten sonra davaya konu işin yürütülmesi için gerekli miktarda işçilik bildirimi yapılıp yapılmadığının; ihale, sözleşme, ödemelere ilişkin ve sair belgeler getirtilerek, yazılı ve bir kısmı resmi olan bu belgelerin aksini ispat külfetinin işverende olduğu, aksinin aynı güç ve nitelikteki belge ve kayıtlarla ispat olunabileceği gözetilerek, işin niteliği, bünyesinde kullanılan teknoloji, işyerinin büyüklüğü, ilgili meslek veya kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurlar dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy