Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, yersiz olarak Kuruma ödenen 4.445,37 TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı .... Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı ..... Kuruma ödenmeyen 2000/10 dönemine ilişkin prim borcu ve fer’ileri için 6183 Sayılı Kanun kapsamında 2007/567 takip dosyasından davacı şirket hakkında ödeme emri düzenlendiği, söz konusu ödeme emrinin, davacı şirket vekili tarafından takip dosyasına verilen 08.08.2008 tarihli dilekçede belirtildiği üzere 02.01.2008 tarihinde tebliğ edildiği, borcun 14.01.2008 tarihinde ihtirazi kayıtla ödendiği, iş bu dava ile 4.445,47 TL’nin ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilinin istendiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Primlerin ödenmesini düzenleyen 506 sayılı Kanunun 80. maddesinde, 01.12.1993 gün ve 3917 sayılı Kanunun 1.maddesi ile yapılan değişiklik uyarınca, Kurum alacaklarının takibinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri geçerli kılınmıştır. Kurum alacağı için 6183 sayılı Kanunun 55. maddesi uyarınca düzenlenip, tebliğ edilen ödeme emrine karşı borçlu, anılan Kanunun 58. Maddesi uyarınca 7 gün içinde dava açabilir. Ödeme emrinin iptali istemine ilişkin olarak, anılan maddeye dayalı açılacak davada; “böyle bir borcun olmadığı” veya “kısmen ödendiği” veya “zamanaşımına uğradığı” iddiaları dışında başka bir itiraz nedeni ileri sürülemeyecektir.
Ödeme emrine karşı açılacak itiraz davası için öngörülen 7 günlük süre, hak düşürücü niteliktedir. Hak düşürücü süre, niteliği itibariyle bir itiraz olup, sonuçlarını kendiliğinden meydana getirir, resen göz önünde tutulmalıdır.
6183 sayılı Kanunun 58. maddesi uyarınca açılacak itiraz davası bir "menfi tespit" davası niteliğindedir. Ne var ki; kamu alacağına ilişkin takip kesinleştikten sonra yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılmasına anılan kanun hükümleri cevaz vermemektedir. Zira, tahsil edilmesi istenen alacak kamu alacağı niteliğinde imtiyazlı olup, sürüncemede kalması önlenerek, hızla tahsili sağlanmak istenmektedir. 6183 sayılı Kanunda, İcra ve İflas Kanununun 72. maddesine koşut bir hükmün bulunmamış olması karşısında, Yasada öngörülen 7 günlük itiraz süresini geçiren kamu alacağı borçlusu, aynı konuda menfi tespit, istirdat davası açamayacaktır. (Yargıtay HGK'nun 26.04.2006 gün ve 2006/21-198 E. 2006/249 K., 03.10.2007 gün ve 2007/21-623 E. 2007/712 K. sayılı kararları).
Somut olayda; 6183 sayılı Kanun uyarınca gönderilen ödeme emrine karşı süresinde itiraz davası açılmayarak, yapılan takibin kesinleştiğinin anlaşılmış olması karşısında, Mahkemece aynı konuda açılan istirdat davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 04.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy