Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davalıların murisine ait işyerinde 01.09.1991-20.02.1997 ve 15.07.2000-28.09.2006 tarihleri arasında sürekli çalışmış olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı ile davalılardan .... Başkanlığı Avukatı ve ....tarafından temyiz edilmesi üzerine davacı, davalı Kurum ile davalı ... Avukatlarının temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davalılar .... Avukatının temyizi incelendiğinde; Hüküm İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesi hükmüne göre ise İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda hüküm 23.12.2009 tarihinde temyiz edenin yüzüne karşı tefhim edilmiş, temyiz ise 19.02.2010 tarihinde vuku bulmuştur. Şu duruma göre davada 8 günlük temyiz süresi fazlası ile geçmiştir.
O halde, 01.06.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da gözönünde tutularak davalı ...,. Avukatının temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden REDDİNE,
2-Davacı Avukatının, davalı Kurum Avukatının ve diğer davalı ...’ın Avukatının temyizlerine gelince;
Davacı, 01.09.1991-20.02.1997 ve 15.07.2000-28.09.2006 tarihleri arasında davalıların murisine ait gazino işyerinde sürekli çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı işyerinde 22.12.2003-27.02.2004 tarihleri arasında tüm işçilerin işten çıkarıldıkları için, 01.09.1991-20.02.1997 tarihleri arası dönem için hak düşürücü sürenin fazlası ile geçtiği için, 09.11.2000 öncesi dönem için ise, işe başladığına dair delil bulunmadığı için reddedilerek, 22.02.2006-25.03.2006 tarihleri arası dönemin kabulüne karar verilmiştir.
Davacının 01.09.1991-20.02.1997 tarihleri arasındaki dönemin tespitine ilişkin talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddi yerinde olup, diğer süreler yönünden ise, davalı işyeri dışındaki işyerinden 30.06.2000 tarihinde çıkmış olup, davalı işyerinde 15.07.2000 tarihinden 28.09.2006 tarihine kadar çalıştığının tespitine karar verilmesini de talep etmiş olduğundan bildirilen günler dışındaki redde ilişkin hüküm eksik incelemeye dayanmıştır.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın geçici 7/1. maddesi hükmünde “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” düzenlemesinin yer alması ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun, giderek 79. maddenin onuncu fıkrası olduğu kabul edilmelidir.
Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır.
Davacı tanıkları davacının, askere gidip geldikten sonra bir ara verip tekrar başladığını ifade etmişler, ancak, davacının askerlik hizmetini yerine getirdiği tarih araştırılmamıştır. Dosyada mevcut ücret bordrolarının bir kısmında, kısmi çalıştığı ya da bordro olmadığı halde tam gün bildirildiği anlaşılmış olduğundan, bordroların çok da gerçeğe uygun düzenlenmediği kanaati oluşmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, 15.07.2000 ile 28.09.2006 tarihleri arasında bildirilen günler dışında da çalışmaların varlığına ilişkin olarak, davalı işyerinden gelen, davacının imzasını içeren belgeler ile ücret bordrolarında, imzası inkar edilenler açısından imza incelemesi yapılmalı, yine sigortalı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanmalı; davacının çalışmasının sürekliliği yönünden gazino türü işyerleri için bulunduğu yer ....tutulan ve işveren tarafından bildirilen çalışanlar listesi sorulmalı, davacının askerlik hizmet süresi ilgili askerlik şubesinden araştırılmalı, işyerinin kriz nedeniyle kapatıldığının iddia edildiği tarihlerde faaliyetin durdurulduğuna ilişkin vergi dairesi,....Belediye gibi ilgili kurumlara, işveren tarafından bildirimde bulunulup bulunulmadığı sorularak davacı tanıklarının sürekli çalışmaya ilişkin beyanlarının aksine işveren iddiasının gerçekliği araştırılmalı, bu tür hizmet tespiti davalarının kamu düzeni ile ilgili bulunması nedeniyle gerektiğinde tarafların ibraz ettiği/edeceği delillerle bağlı kalınmayarak re’sen delil araştırması yoluna da gidilerek, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalılardan .... Başkanlığı ile İlhami Atılgan Avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ve davalılardan İlhami Atılgan'a iadesine, 03.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.