(5521 S. K. m. 1) (506 S. K. m. 134) (818 S. K. m. 96)
Dava: Davacı Kuruma ödediği sigorta primlerini ihale ile işi alan davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hasan Özcan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Görev konusu kamu düzeniyle ilgili olup, mahkemelerce resen gözetilmesi gerekir.
Davacı, kesinleşen mahkeme kararı sonucu, 506 Sayılı Kanunun 83 üncü maddesi çerçevesinde ihale makamı olarak ödediği primlerin, ihale ile işi alan şirket yetkilileri olan davalılardan, 506 Sayılı Kanunun 80 ve 82 nci maddeleri ile, 6183 Sayılı Kanunun 35 inci maddesi çerçevesinde tahsiline karar verilmesini istemiş; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; anılan maddeler, Sosyal Güvenlik Kurumu ile, işverenler arasındaki prim borçlarının tahsiline yönelik düzenlemeler içermekte olup, sigorta primlerinin ödenmesinde Kuruma karşı sorumluluğu bulunan asıl işveren ve taşeron arasındaki iç ilişkiye yönelik, gerek 506 Sayılı Yasada, gerekse 5510 Sayılı Yasada bir hüküm bulunmamaktadır.
İş Mahkemeleri, 5521 Sayılı Kanunla kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 106 nci maddesiyle, mülga 506 Sayılı Kanunun 134'üncü maddesinde, bu Kanun uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde görüleceği, 5510 Sayılı Kanun'un 101'inci maddesinde de, aksine hüküm bulunmayan hallerde, 5510 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırılıktan kaynaklanan bu davanın yasal dayanağı B.K.nun 96 ve devamı maddeleri olduğundan davanın iş mahkemelerinde değil genel mahkemelerde görülmesi gerekir.
Açıklanan sebeplerle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 10.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy