(506 S. K. m. 26) (1475 S. K. m. 73) (4857 S. K. m. 77) (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü m. 2)
Davacı SGK Başkanlığı vekili, 02.01.2002 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalı işçi İ. A.'ın haksahiplerine Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca rücuan ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; 02.01.2002 tarihinde işyerinde kalp krizi geçirerek vefat eden sigortalı işçi İ. A.'ın haksahipleri tarafından davalı işveren T. aleyhine açılan ve Yargıtayca onanarak kesinleşen maddi ve manevi tazminat dosyasında hükme dayanak yapılan 29.06.2008 günlü kusur raporunda belirlenen %60 kusur oranı esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Arınmış tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Zararlandırıcı sigorta olayının; 01.01.1950 doğumlu olup, 20.11.1972 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başlayan sigortalının 02.01.2002 tarihinde marangozhane önünde kar küreme işinde çalışırken kalp krizi geçirmesi üzerine kaldırıldığı Sakarya Devlet Hastanesinde myokard infaktüs sonucu ölmesi şeklinde meydana geldiği, iş yerinde iş güvenliği tedbirlerini alma ve bu tedbirlere uyulması için gerekli eğitim ve denetim yetki ve sorumluluğunun işverenlere ait olduğu dikkate alınarak mahkemece yapılacak iş; kusur raporlarının 506 sayılı Yasanın 26, 1475 sayılı Yasanın 73, 4857 sayılı Yasanın 77 ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd. maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekirken sigortalının periyodik sağlık kontrollerine ait raporlar celbedilmeden ve özellikle iş kazası ile ölüm olayı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmadan 506 sayılı Yasanın 26. maddesine uygun olarak yöntemince düzenlenmediği anlaşılan 29.06.2008 günlü kusur raporu hükme dayanak yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalıya iadesine, 10.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy