Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, 06.02.2000 tarihli olay nedeniyle ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli aylığın rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1479 sayılı Yasanın 63. maddesinde; “Üçüncü bir kimsenin suç sayılır hareketi ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğmasında, Kurum, sigortalı veya hak sahiplerine gerekli bütün yardımları yapar. Ancak, Kurum, yapılan bu yardımların ilk peşin değeri için üçüncü kişilere, istihdam edenlere, ve diğer sorumlulara rücu eder….” hükmü öngörülmüştür.
1479 sayılı Yasa’nın 83, 84, geçici 10 ve ek Geçici 6. maddesi hariç olmak üzere anılan 63 ve diğer maddeleri 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 106.maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, uzun vadeli sigorta kolları bakımından üçüncü kişinin sorumluluğu konusunda, 5510 sayılı Yasanın 39.maddesi ile; “Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malûl veya vazife malûlü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurumca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücû edilir...” şeklinde düzenlenme yapılmış ise de; söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, 06.02.2000 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle, davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanunun 63. maddesidir.
Her ne kadar davacı vekili, dava dilekçesinde 5510 sayılı Yasanın 39. maddesi uyarınca karar verilmesini istemiş ise de; Hukuk Muhakemeleri Kanununun 33. maddesi uyarınca, dava dilekçesinin yorumu ve bahsedilen olaylara ilişkin hukuki nitelendirmenin yapılması hakime ait bir görevdir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; kapalı garajda çalışır vaziyetteki araçta alkol alırken egzos gazından zehirlenerek sigortalının ölmesi şeklinde oluşan olay nedeniyle, tarafların kusur oran ve aidiyetleri konusunda alınan kusur raporunda, davalı ...’ın %35, sigortalı Harun Yanartaş’ın %65 oranında kusurlu bulundukları anlaşılmıştır. Hak sahiplerine bağlanan 11.307,36 TL peşin değerli aylığın, davalının %35 kusur karşılığı olan miktarı 3.957,58 TL olup, HUMK md.74'te (HMK md. 26'da) yer alan taleple bağlılık ilkesi gereğince, talep edilen 2.826,84 TL’nin hüküm altına alınması gerekirken, davanın yasal dayanağında yanılgıya düşülüp 5510 sayılı Yasanın 39. maddesi olarak kabulü ile eksik rücu alacağının hüküm altına alınmış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesinde yer alan 1086 sayılı Kanunun temyize dair hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine ilişkin düzenleme gereğince) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Hükmün fıkrasının silinerek, yerine, “Davacının davasının KABULÜ ile 2.826,84 TL'nin 29/11/2000 tarihinden itibaren, 5,25 TL'nin 27/11/2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 168,23 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 179,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy