(506 S. K. m. 79, 80) (6183 S. K. m. 55, 58) (5510 S. K. m. 88) (1136 S. K. m. 168)
Dava: İnceleme konusu olayda; Yemek Üretimi ve Hizmetleri faaliyet alanıyla tescilli bulunan ve 2003-2005 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Gölcük Deniz Üssü'nün, yemek hizmetleri işini ihale ile alan davacı Şirkete ait işyeri kayıtları üzerinde yapılan 16.06.2006 tarihli Sigorta Müfettiş inceleme sonucu düzenlenen rapor gereği; 19.06.2003-17.06.2004 arası dönem ile, 18.07.2004-17.06.2005 tarihleri arası dönem yönünden re'sen prim tahakkuku yapılarak, ödememe üzerine 2007/11498 sayılı takip dosyası üzerinden (ilk dönem için, gecikme zammıyla birlikte 34.184,91 TL; ikinci dönem için, gecikme zammıyla birlikte 50.093,30 TL olmak üzere toplam=84.278,21 TL) 6183 sayılı Yasaya göre takip başlatılmıştır. Yargılama sırasında, ödeme emrine konu ikinci dönem için istenen 50.093,30 TL'lik tutar davalı Kurumca iptal edilirken; ilk dönem için istenen tutar ise, yargılama sırasında 38.509,98 TL olarak, 09.01.2008 tarihinde davacı şirket tarafından itirazı kayıtla ödenmiştir. Öte yandan, 506 sayılı Yasanın 79. maddesinde öngörülen prosedür kapsamında, itirazın reddine dair komisyon kararı davacı Şirkete 25.01.2007 gün ve 1172 sayılı Kurum üst yazısıyla 29.01.2007 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, tebliğ edilen kurum yazısında, dava açılacak itiraz merci hatalı şekilde Sulh Ceza Mahkemesi olarak bildirilmiştir.
Davacı Şirket iş bu dava ile; ödeme emrinin iptali, borçlu olmadığının tespiti ve %40 tazminata hükmedilmesini isterken; ödeme emrine konu bir kısım borcun, yargılama sırasında iptal edilmesi ve bir kısmının da itirazı kayıtla ödenmiş olması nedeniyle verdiği ıslah dilekçesiyle; itirazı kayıtla ödenen 38.509,98 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte istirdatını ve haksız takip nedeniyle de %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; ödeme emrine konu 50.093,30 TL'lik kısmın, yargılama sırasında Kurumca iptal edilerek konusuz kaldığından bahisle, anılan tutara ilişkin davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilirken; Kurum işleminin yerinde olmadığından bahisle, itirazı kayıtla ödenen tutarın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle iadesine ve haksız takip nedeniyle de %40 tazminata hükmedilmiştir.
Yukarıdaki bilgiler ışığı altında;
a) Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Yasanın 79. maddesine göre, Sigorta müfettişi tarafından, Kuruma bildirilmediği tespit edilen asgari işçilik tutarı üzerinden Kurumca re'sen tahakkuk ettirilen sigorta primleri işverenden istenmekte, işverenin, tebliğ edilen prim borcuna karşı Kurum ünitesine bir ay içinde itiraz hakkı bulunmaktadır. İtirazın reddi halinde ise, bir ay içinde yetkili mahkemeden Kurum işleminin iptali istenebilmekte, ne var ki, yetkili mahkemeye başvurulması prim borcunun takip ve tahsiline engel teşkil etmemektedir.
Belirtilen yasal yöntem uyarınca, süresinde Kuruma itiraz edilmemesi ya da itirazın reddedilmiş olması hallerinde tebliğ edilen prim borcu idari aşamada kesinleşmiş olmaktadır.
Primlerin ödenmesini düzenleyen 506 sayılı Kanun'un 80. maddesine göre de, Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri geçerli kılınmıştır.
6183 sayılı Yasanın 55. maddesi, vadesinde ödenmeyen kamu alacaklarının tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenmesi olanağını öngörmüş olup; ödeme emrine konu edilen alacağın kesinleşmiş ve tahsil edilebilir aşamaya gelmiş olması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu durumda ise, 5510 sayılı Yasanın 88. (506 sayılı Yasa 79.) maddesi uyarınca başlamış olan itiraz prosedürünün bulunup bulunmadığı araştırılarak, prim borcunun idari aşamada kesinleşip kesinleşmediği araştırılmalı; prosedürün varlığı halinde sonucu beklenerek, kesinleşen prim borcu miktarının tespitiyle, ancak bu miktara ilişkin ödeme emri yönünden ve sadece 6183 sayılı Yasanın 58. maddesinde sınırlı olarak sayılmış nedenlere (böyle bir borcun olmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı) dayalı olarak inceleme yapılmak suretiyle sonuca ulaşılabilecektir. Ancak davacının, ödeme veya zamanaşımı iddiası bulunmaması karşısında, bu halde dahi (yani idari aşamada kesinleşmiş prim borcunun varlığı halinde) artık, maddi hukuk açısından böyle bir borcun olup olmadığının yeniden irdelenmesi de mümkün olmayacaktır.
Şu halde mahkemece yapılması gereken iş; 6183 sayılı Yasada öngörülen yasal süre içerisinde açılan iş bu ödeme emrinin iptali davasında; davacının, ödeme veya zamanaşımı iddiasında bulunmadığı da gözetilerek, dava konusu prim borcunun idari aşamada kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi kapsamında; yetkili itiraz merciini hatalı bildiren davalı Kurum'un, 25.01.2007 tarihli yazısı üzerine, ilgili Sulh Ceza Mahkemesinde iptal yönünde dava açılıp açılmadığı veya anılan mahkemeye açılmış dava üzerine verilmiş görevsizlik kararı nedeniyle, süresinde görevli iş mahkemesine açılmış bir davanın varlığı da araştırılmak suretiyle, prim borcunun kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli; yapılacak araştırma sonucu, dava konusu prim borcunun kesinleştiği sonucuna ulaşılırsa, davacının prim borcuna yönelik dava konusu isteminin reddine karar verilmelidir.
b) 6183 sayılı Kanundan kaynaklanan iş bu davada, anılan yasanın 58. maddesiyle, itirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan alınmak üzere ve sadece alacaklı lehine bir haksız çıkma tazminatı öngörüldüğü halde; dava konusu olayda, davalı Kurum aleyhine olmak üzere, uygulama yeri olmayan, haksız takip nedeniyle %40 tazminata hükmedilmiş olması haksız ve isabetsizdir.
c) Yargılama sırasında davalı Kurum tarafından, ödeme emrine konu 50.093,30 TL'lik tutarın tamamen iptaline karar verildiği ve dolayısıyla anılan tutar yönünden davacı istemi konusuz kaldığı halde, hüküm fıkrasının yazımında konusuz kalan tutarın sehven 56.687,86 TL olarak yazılması,
d) Diğer taraftan; 03.07.2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5904 sayılı Kanunun 35'nci maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168'nci maddesine eklenen cümle uyarınca; ...hazırlanan tarifede; genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir. hükmü öngörülmüş olduğundan, 6183 sayılı Kanundan kaynaklanan işbu davada, davacı lehine ancak maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, nispi 4.250,99 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olması yerinde değildir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 23.06.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy