(2004 S. K. m. 67) (5510 S. K. m. 96, 97) (506 S. K. m. 92, 93, 121)
Dava: Dava, itirazın iptali, takibin devamı ve %40 icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ş. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: İnceleme konusu somut olayda. 01.07.1989 tarihinden itibaren annesi üzerinden ölüm aylığı alan davalı kız çocuğunun, 01.01.1991 tarihinden itibaren de babası üzerinden ölüm aylığı almağa başladığı, her iki aylığın 506 sayılı Yasanın 93. maddesine aykırı şekilde tam olarak ödendiğinin 12.02.2004 tarihli Sigorta Müfettiş raporuyla belirlenmesi üzerine; anneden alınan ölüm aylığı yarıya indirilmek suretiyle 01.01.1991-17.07.2003 tarihleri arası dönem için çıkarılan 4.492,70 TL yersiz aylıkların, 30.06.2005 tarihine kadarki 6.898,19 TL işlemiş yasal faiziyle birlikte tahsili amacıyla yapılan icra takibinde, vaki itiraz üzerine açılan işbu dava ile; itirazın iptali, takibin devamı ve %40 icra inkar tazminatı istenmiştir.
Mahkemece, davalının süresinde yaptığı zamanaşımı defi dikkate alınarak, takip tarihi olan 2005/6. aydan geriye doğru 10 yıllık zamanaşımı süresi hesaplanarak, 21.06.1995-19.07.2003 tarihleri arası istirdatı mümkün yersiz aylık tutarı olan 4.406,77 TL'den, kurumca mahsubu istenen 2.763,05 TL'lik evlenme yardımı anılan borç aslından tenzil edilmek suretiyle 1.643,72 TL asıl alacak ile, mahsupsuz tutar üzerinden hesaplanan 6.411,31 TL işlemiş faiz üzerinden takibin devamına, asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1) 506 sayılı Yasanın 93. maddesi, ana ve babanın ölümünde, her ikisinden de aylık bağlanmasına hak kazanan çocuklara, ana veya babadan bağlanan aylıklardan, aynı yasanın 92. maddesi gereği yüksek olanın tümü, eksik olanın ise yarısının bağlanacağını öngörmüş olup; davalının, anılan madde hükmüne aykırı olarak her iki aylığı da tam olarak aldığı anlaşıldığı gibi; gerek 1991 tarihli aylık başvurusu sırasında anne üzerinden alınan aylık durumunu ve gerekse bilahare beyan taahhüt belgesi gereği babası üzerinden aylık aldığını bildirmeyen davalının iyiniyetinden bahsedilemez.
5510 sayılı Yasanın 96. maddesi, Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler:
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır... hükmünü içermektedir.
Konuya ilişkin 5510 sayılı Yasa öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Yasanın "Yersiz ve yanlış ödemelerin tahsilini düzenleyen 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Belirtilen nedenlerle; 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün. Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.
Şu halde, anılan yasa maddesinin a bendi hükmü gözetilerek kurumca istirdadı mümkün süre ve tutarı belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir.
2) Davalı Kız çocuğunun 20.06.2003 tarihinde evlenmesi nedeniyle hak ettiği 2.763,05 TL'lik evlenme yardımına ilişkin alacağın, borçtan mahsubu konusuna gelince:
5510 sayılı Yasanın 96. maddesi, alacağın yersiz ödemelere mahsubunu, en eski borçtan başlamak suretiyle borç aslına yapılıp, kalan borca yasal faiz uygulanacağını öngördüğü halde; mahkemece, anılan evlenme yardımının borç aslından mahsup edilmekle birlikte, mahsusuz tutar üzerinden hesaplanan işlemiş faiz alacağına karar vermiş olması isabetsizdir.
3) Süresinde yapılan zamanaşımı konusuna gelince:
5510 sayılı Yasanın 96. maddesiyle getirilen düzenleme, sebepsiz zenginleşmede iade konusuna ilişkin özel bir düzenleme olup; zamanaşımı hükmü olarak nitelenmesine olanak bulunmamaktadır. Maddenin genel hükümlere atfı, 5510 sayılı Yasanın 97. ve diğer maddelerinde zamanaşımı konusunda özel bir düzenlemenin yer almamış olduğu durumlarda zamanaşımı konusunun, genel hükümlerden hareketle çözümünü gerektirmekte olup; dava konusu olayda Kurum alacağı yönünden, zamanaşımı süresi; Borçlar Kanununun 66 vd, maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde Kurumun yetkili organının sigortalıya ödenen iş bu yaşlılık aylıklarını geri almaya hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde talep hakkının doğumundan itibaren 10 yıldır.
Nitekim 30.03.2005 öğrenme tarihinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde icra takibinin başlatılmış olması nedeniyle, dava konusu yersiz aylıkların 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olacağı muhakkaktır ve buna ilişkin mahkeme kabulü de yerindedir.
Ancak, anılan 10 yıllık sürenin, ifade edildiği üzere davalı Kurum'un her bir aylık için talep hakkının doğumundan itibaren hesaplanması ve böylece zamanaşımı kapsamında kalan kurum alacaklarının belirlenmesi gerekirken; takip tarihinin esas alınarak, bu tarihten geriye doğru 10 yıl gidilmek suretiyle zamanaşımına uğrayan yersiz aylıkların belirlenmesi hatalıdır.
4) Öte yandan kabule göre de, istirdada konu yersiz aylıkların işlemiş faiz hesabında: 21.06.1995-31.12.1997 arası için %30, 01.01.1998-31.12.1999 arası için %50, 01.01.2000-30.06.2002 arası için %60, 01.07.2002-30.06.2003 arası için %55, 01.07.2003-31.12.2003 arası için %50, 01.01.2004-30.06.2004 arası için %43, 01.07.2004-30.04.2005 arası için %38, 01.05.2005 - 30.06.2005 arası için %12 olan yasal faiz oranları yerine farklı oran ve dönemleri esas alan bilirkişi raporunun hükme esas alınması hatalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 26.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy