(6100 S. K. m. 307, 308, 309, 310, 311, 312)
Dava: Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımları sebebiyle uğranılan zararın, 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi gereğince davalılardan teselsül hükümlerine göre rücuan alınması istemine ilişkindir.
Mahkemece; davalı Ö. I. yönünden dava reddedilip, davalı Birleşik Krallık Devleti'ne izafeten İngiltere Başkonsolosluğu hakkında istem aynen hüküm altına alınmıştır.
Hükmün, davacı SGK Başkanlığı avukatıyla davalı Birleşik Krallık Devleti'ne izafeten İngiltere Başkonsolosluğu avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Yıldız Angı Saraçoğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını isteyen davalılardan Birleşik Krallık Devletine izafeten İngiltere Başkonsolosluğunun, H.U.M.K.nun 438. maddesi hükmü uyarınca, duruşma için gerekli tebligat giderlerini vermediği anlaşıldığından, duruşma isteğinin bu sebeple reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Çekişmeli yargıda kural olarak tasarruf ilkesi geçerlidir ve taraflar davaya konu üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilirler. Bu suretle davaya son verilebilmesinin bir yöntemi davadan feragattir ve anılan kurum 1086 Sayılı H.U.M.K.nun 91 ila 95. maddelerinde, 1.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ise 307-312. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm kesinleşinceye kadar kullanılabilen bir hak niteliğindeki feragat, davacının istem sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup, kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğurmaktadır. Hüküm ifade etmesi için davalının ve mahkemenin muvafakatine gerek olmayıp, bu konudaki tek taraflı irade beyanının mahkemeye ulaşması yeterlidir. Mahkemece, yalnızca, feragatin gerçekten anılan anlamı içerip içermediğinin ve yasal yönteme uygun yapılıp yapılmadığının araştırılması gerekmektedir. Diğer taraftan, davacı tarafından feragat bildirimi yapıldıktan sonra mahkemece henüz buna dayalı olarak karar verilmemiş olsa da, feragatten dönülemez. Davacının bu tür durumlarda, hata, hile veya ikrah sebebiyle feragatin geçersiz olduğunu aynı davada ileri sürebilme veya feragatin feshi için ayrı bir dava açabilme hak ve olanağı bulunmaktadır. Feragatin kesin hüküm oluşturma etkisi maddi anlamdadır ve feragat sebebiyle reddedilen dava, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeniden açılamaz. Ayrıca, feragatla davaya konu uyuşmazlık esastan sona erdiğinden ve koşula bağlı hüküm verilemeyeceğinden, koşullu feragat geçersiz olduğu gibi, davacının istem sonucunun bir kısmından vazgeçmesi (kısmi feragat) durumunda, davanın feragat edilmeyen bölümü yönünden yargılamaya devam edilmesi zorunludur.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; mahkemece verilen hüküm ilgililerce temyiz edildikten sonra, 1.7.2011 günü mahkemeye başvuran davacı Kurum vekilinin davadan davalı Birleşik Krallık Devleti'ne izafeten İngiltere Başkonsolosluğu yönünden feragat ettiklerini bildirdiği, anılan başvuru dilekçesine eklenen ve Kurum iç yazışmasını içeren belgeden Kurum Yönetim Kurulunca 24.6.2011 tarihinde söz konusu feragat kararının verildiği belirgin bulunmakla, gerekli irdeleme yapıldıktan sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
O halde, temyiz yoluna başvuran taraf vekillerinin başvurusu kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma içeriğine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istemi durumunda davalı Birleşik Krallık Devleti'ne izafeten İngiltere Başkonsolosluğuna geri ödenmesine, 10.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy