(506 S. K. m. 9, 10, 26)
Dava: Davacı, işkazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirlerle yapılan harcamalar sebebiyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Meral Yıldırım tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, oto aksesuarları imalat işyerinde çalışan 17 yaşındaki sigortalının otomatiğe ayarlanmış plastik enjeksiyon makinesinde şekillenen malzemeyi almak isterken makinenin harekete geçmesi nedeniyle, sağ elinin sıkışması şeklinde meydana gelen işkazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna düşen sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımlar nedeniyle, uğranılan Kurum zararının, davalı işverenden 506 Sayılı Kanunun 9, 10. maddeleri gereğince, rücuan tahsili istemine dair olup; mahkemece, daha geniş bir sorumluluk esasına dayanması sebebiyle 506 Sayılı Kanunun 10. maddesinin uygulama önceliği bulunduğu halde, davalının 10. maddeye göre sorumlu olup olmadığı noktasında herhangi bir araştırma yapılmaksızın davalının toplam % 85 kusuru oranında sorumlu olduğuna karar verilmiştir.
506 Sayılı Kanunun 9 uncu maddesi - (Değişik: 25.8.1999 - 4447/12 madde Y.T. 8.9.1999)
... İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleriyle Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli-taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır.
(Ek: 14.7.1999 - 4410/1 md.) Dışişleri Bakanlığının sigortalı olarak yurtdışı göreve atanan personeli için işe giriş bildirgeleri ise, Kuruma en geç üç ay içinde gönderilir. düzenlemesini öngörmektedir. Anılan Kanunun 10. maddesine göre ise 9 uncu maddede öngörülen işe giriş bildirgesini süresinde Kuruma intikal ettirmeyen işverenler hakkında 26 nci maddede öngörülen sorumluluk halleri aranmaksızın, zararlandırıcı sigorta olayı sebebiyle Kurum tarafından bağlanan gelir ve harcamanın işverenden tahsil edileceğini düzenlemiştir. Yani, davalı işverenin 506 Sayılı Kanunun 25.8.1999 tarih ve 4447 Sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle değiştirilen ve 8.9.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 9 ve 10. maddesi hükmüne göre rücu alacağından sorumluluğu için; işe giriş bildirgesinin sigortalının, işe başlatılmasından önce verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin kuruma verilmesinden sonra meydana gelmemesi gerekir.
Davalı işverene ait işyerinin hangi tarih itibarıyla 506 Sayılı yasa kapsamına alınması gerektiğinin belirlenmesi, bu kapsamda verilmesi gereken işyeri giriş bildirgesi tarihinin ve sigortalıya ait işe giriş bildirgesi ve Kuruma intikal tarihinin belirlenmesi, sigortalının davalı işverene ait işyerinde işe başladığı tarihin açık ve net biçimde saptanması ve bütün bu olgular hep birlikte değerlendirilerek, somut olayda, 506 Sayılı Kanunun 9. ve 10. maddesi hükmündeki koşulların oluşup oluşmadığı tespit edilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, davanın 506 Sayılı Kanunun 10 ve 26 nci maddelere dayalı olarak açıldığı ve 10. maddeden kaynaklanan sorumluluğun, kusursuz sorumluluk esasına dayalı ve daha geniş bir sorumluluğu gerektirmesi sebebiyle uygulama önceliği bulunduğu gözetilmeksizin mahkemece, davanın 506 Sayılı Kanunun 26 nci maddesine dayalı olarak açıldığı kabul olunarak, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 27.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy