(506 S. K. m. 9, 10, 26) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Davacı, trafik-işkazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir sebebiyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Meral Yıldırım tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, trafik-işkazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir sebebiyle uğranılan Kurum zararının, işverenin mirasçıları olan davalılardan 506 Sayılı Kanunun 9, 10. ve 26 nci maddeleri gereğince, rücuan tahsili istemine dair olup; mahkemece, daha geniş bir sorumluluk esasına dayanması sebebiyle 506 Sayılı Kanunun 10. maddesinin uygulama önceliği bulunduğu halde, davalıların 10. maddeye göre sorumlu olup olmadığı noktasında herhangi bir araştırma yapılmaksızın davalıların murisi işveren A. G.'ün toplam %75 kusuru oranında sorumlu olduğuna karar verilmiştir.
Trafik iş kazasının meydana geldiği 5.7.1995 tarihinde yürürlükte bulunan mülga 506 Sayılı Kanunun 9 uncu maddesi (4447 Sayılı Yasayla yapılan değişiklikten önceki hali olan) gereğince, işverenlerin çalıştırdıkları sigortalıları Kuruma bildirmeleri için 1 aylık süre öngörülmekte olup ve anılan Kanunun 10. maddesine göre ise, 9 uncu maddede öngörülen işe giriş bildirgesini süresinde Kuruma intikal ettirmeyen işverenler hakkında 26 ncı maddede öngörülen sorumluluk halleri aranmaksızın, zararlandırıcı sigorta olayı sebebiyle Kurum tarafından bağlanan gelir ve harcamanın işverenden tahsil edileceğini düzenlemiştir. Yani, 506 Sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin iş kazasının meydana geldiği tarih olan 5.7.1995 tarihinde yürürlükteki şekline göre, işverenin 10. madde hükmüne göre kusursuz sorumluluğu, sigortalının işe başlatılmasından sonraki bir aylık süre içinde, işe giriş bildirgesinin işveren tarafından Kuruma verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesinden önce meydana gelmesi şartlarına bağlı olup Mahkeme tarafından buna dair bir araştırma ve irdeleme yapılmamıştır.
Sigortalının hangi tarih itibariyle işyerinde çalıştığının ve bu kapsamda verilmesi gereken işe giriş bildirgesinin tarihinin ve Kuruma intikal tarihinin belirlenmesi ve bütün bu olgular hep birlikte değerlendirilerek somut olayda 506 Sayılı Kanunun 9. ve 10. maddesi hükmündeki koşulların oluşup oluşmadığı tespit edilerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, davanın 506 Sayılı Kanunun 10 ve 26 nci maddelere dayalı olarak açıldığı ve 10. maddeden kaynaklanan sorumluluğun, kusursuz sorumluluk esasına dayalı ve daha geniş bir sorumluluğu gerektirmesi sebebiyle uygulama önceliği bulunduğu gözetilmeksizin Mahkemece, davanın salt 506 Sayılı Kanunun 26 ncı maddesine dayalı olarak açıldığı kabul olunarak, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 27.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy